Ben korku değilim kapı aralarında
Pencerenin infilâkı değilim
Gölgeleri yüzlerinden tanırım
Bir resim bir ressamı ağlatır bir yerlerde
Bir eşya bir hamalı
Ben hâlâ öğütülen anılarıma değil
Değirmene inanırım
Bu derin aldanış kimden kalmadır
Bu uzaklık, bu diba
Söyle bana hindiba
Sen nasıl bu kadar kelâmın hası
Sen nasıl bu kadar şiir bohçası
Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum
Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi
Size çocukları vermeyeceğim
düş görüp de gülen çehrelerini
ıssız çiçekleri vermeyeceğim
kuşları, buğdayı, değirmenleri
tanrı sattığınız o pazarlara
kurşun yesem dahi girmeyeceğim
dizlerim kopuyor, sırtımda kaya
olur da ölmezsem, durmayacağım
seni dünya gözüyle görmek, bunu da nereden çıkardın?
içimde boşuna arama, bulamazsın böyle bir isteğin kırıntısını
bilmez idiysen öğren duymadıysa iyi açılsın kulağın
dünyadaki gözüme çarpmadın şimdiye dek.