Kadir Şahinalp

Kadir Şahinalp
@ZzeeuuSS
Ìnsanin her günü birileriyle münakasa etmekle geçiyor, diye düşündü. Sabah yataktan kalktığın andan gece tekrar yatağa girene kadar. Artık bir sınır koymak gerekiyordu. Yoksa bir bakmışsın kendini izin gününde sokakta dondurma paketini yere atan insanlara bağırırken bulmuşsun.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ölüm denen şey neydi? Bunun yanıtını öyle gösterişli sözlerle veremezdi: O bu yanıtı içinde hissediyordu,o ona bütün benliğiyle sahipti. Ölüm bir mutluluktu,öylesine büyük bir mutluluktu ki, ona ancak Tanrı'nin izniyle kavuşulabilirdi, o son derece acı veren yanlış yola sapmaktan bir geriye dönüş, ağir bir yanlışın düzeltilmesi, en korkunç zincirlerden ve engellerden kurtuluştu...Yaşamın sona ermesi ve bedenin parçalanmasi mi?Böyle boş kavramlardan korkanlara gerçekten acımak gerekirdi! Neydi sona erecek olan ve neydi parçalanacak parça parça olacak şey? Senin şu bedenin... Şu kişiliğin ve karakterin, hantal, inatçı, kusurlu ve her türlü nefrete layik bu "engel, baska bir şey, daha iyi bir şey olma engeli"!Her insan bir hata, bir yanliş davranış değil miydi?Dünyaya gelir gelmez sıkıntı ve üzüntü içinde geçecek bir esaret zincirine bağlanmıyor muydu? Hapishane! Hapishane yaşamı! Her yerde zincirler ve engeller bekliyor insanı! insan, kişiliğinin demir parmakli penceresinden çaresizce bakar kendisini cepeçevre saran bu hapishane duvarlarına, ta ki ölüm gelip onu evine ve özgürlüğüne çağırılıncaya kadar....
Sayfa 718·Kitabı okudu
Alıntı
Korkunç olaylarin en korkuncuydu...Hayir, yaşamı yoksulluk içinde geçmemişti, ruhu fakir bir adam da değildi. Kendisini hep güçlü hissetmişti,"Ìdealler güçlere göre belirlenir," der Feuerbach. Evet, o güçlü biriydi ve hâlâ da öyleydi... ruhu fakir değildi, yüreği hep genç kalmıştı; büyük olaylara katılmaktan hiçbir zaman vazgeçmemişti ve hiçbir zaman da vazgeçmeyecekti, ideallerine sıkı sıkı bağlı kalacaktı. ideallerini mezara kadar taşıyacaktı, bundan en ufak bir kuşkusu yoktu! Fakat ideallere ulaşılmayı ve onları gerçekleştirmeyi bekler miydi insan? Hayır, asla beklemezdi! Yıldızlara özenmez insan, ama umut için... umutlarin gerçekleşmesi için değil, umudun kendisidir hayattaki en güzel şey. Umut, ne kadar aldatıcı olsa da, güzel bir yolda yürürken ömrümüzün sonuna varmamızı sağlar hiç değilse. Ne güzel söylemiş Fransiz yazar La Rochefoucauld, değil mi?.. L'espérance toute trompeuse qu'elle est,sert au moins à nous mener à la fin de la vie par un chemin agréable. Evet, çok saygideger dostu ve velinimeti böyle seyleri bilemezdi!
Sayfa 652·Kitabı okudu
Alıntı
Masum masum bakan gözlerinde kararlı bir ifade vardı."Bizler, şimdiye kadar üçüncü sınıf diye adlandırılan biz burjuvalar, yalnızca başarıya dayanan bir soyluluktan yanayız, o çürümüş soylular sınıfını artık tanımıyoruz, günümüzde hâlâ devam eden sınıf ayırımına şiddetle karşıyız... Biz, bütün insanların özgür ve eşit haklara sahip olmasından, kimsenin bir başkasına köle olmamasindan ve insanların yalnızca yasalar önünde egilmesinden yanayız!..Artık ayrıcayıklı ve her istedigi şeyi yapan insanlar olmasın istiyoruz!.. Herkes, devletin yasalar önünde eşi haklara sahip olsun istiyoruz. Tanrı ile kulları arasına girilmesini istemediğimiz gibi, birey ve devlet ilişkileri de aracısız yürüsün istiyoruz!.. Basın, çağrışma ve ticaret yapma özgürlüğü istiyoruz... Bütün insanlarin ayrım yapılmaksızın birbirleriyle rekabet etmesini ve başarılı olanın ödüllendirilmesini istiyoruz!.. Oysa hiç sesimizi çıkaramıyoruz ve bize köle gibi davranıyorlar ... Ne söylemek istiyordum? Evet, BAKINIZ: Dört yıl önce üniversiteler ve Basın için yeni yasalar çıkarıldı aman ne de güzel yasalar! Yürürlükteki düzene güya da bu şekilde uygun düşmeyen gerçekler hiçbir zaman yazılamaz ve gençlere öğretilemez... Beni anlıyor musunuz? Gerçekler zor kullanılarak örtbas edilmektedir, sözünü bile eden olamıyor... Peki, soruyorum size, neden?Bu kokuşmuş, yıkılmaya yüz tutmuş, er geç ortadan kalkacagi herkesçe bilinen bu aptalca sistemi sürdürmek uğruna...Öyle sanıyorum ki, bu alçaklığı: anlamakta siz de güçlük çekiyorsunuz! Yeniliğe ve düşünsel olana karşı anlayış göstermeyen bir zorbalik, aptalca bir polis devleti gücü...
Sayfa 154·Kitabı okudu
Alıntı
Yorgun yolcunun hararetini söndüren o harika kaynaktan, isa Mesih'in yaralarindan akan kanlarin sifa verici kutsal etkisinden, yürüdügü dar ve geniş yoldan ve Tanri'nin yüceliğinden söz ediyordu. Konsül, bazi cümlelerden sonra aslında kalemi bırakıp eşinin yanına ya da bürosuna gitme isteği duymuyor değildi. Ancak bunu nasil yapabilirdi ki? Kendisini yaratanla ve yaşatanla söyleşmekten böyle çabuk mu yorulacaktı? Simdi yazmayı bırakmak Tanri'ya karşı işlenecek günahların en büyüğü olurdu. Hayır, hayır, dindarlığa yakışmayan böylesine dünyevi şeyleri düşünen nefsini cezalandırmak için Incil'den birkac pasaj daha ekledi yazısına.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Alıntı