"Kristaller icin bir sergi tablası yapmak istiyorum," dedi patronuna. "Dışarıya bir tabla konulabilir; bu da geçenlerin dikkatini çeker ta yokuşun başindan itibaren."
"Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yapmadım," diye yanıtladı tüccar. "İnsanlar tablaya takılır, kristaller de kırılır."
"Koyunlarımla kırları dolaşırken, yılan sokmalarına kurban gide bilirlerdi. Ama bu tehlike koyunlarla çobanların hayatlarının bir parçasıdır."
...
"İnsan yalnızca yolculuk yapmak istese?
Ya da bir kumaş tüccarının kızıyla evlenmek istese?
"Ya da hazine aramak istese. Dünyanın Ruhu insanların mutluluğuyla beslenir. Ya da mutsuzluklarıyla, arzuyla, kıskaçlıkla. Kendi kişisel Menkıbesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek yükümlülüğüdür. Her şey bir ve tektir.
...Bu yörelerde bir yığın arkadaşı vardı ve bu da yolculuk yapmayı neden bulunca sevdiğini açıklıyor. Her gün birlikte olmak gereksinimi duymaksızın, her zaman yeni dostlar ediniriz. Papaz okulunda olduğu gibi her zaman aynı insanları görürsek onları yaşamımızın bir parçası saymaya başlarız. Yaşamımızın bir parçası saydıkça da onlar bizim yaşamımızı değiştirmeye kalkışırlar. Bizi görmek istedikleri gibi değilsek hoşnut olmazlar, canları sıkılır. Çünkü, efendim, herkes bizim nasıl yaşamamız gerektiğini elifi elifine bildiğine inanır.