Diyelim ki senden bazı şeyleri sakladım, ama hiç yalanım yok. Şu dalda çiçeğe durmuş bir tomurcuk görsem, bak bir erik desem, yalan nu olur? Kesinlikle olmaz, sadece gerçeği bir mevsim erken söylemiş olurum.
Sonra şu savaş çıktı... O yıl, yeniden doğduklarını sandı genç erkekler, Kuralsız, yasasız, sanki özgürdüler, Sokakların, yasaların, gecelerin efendisi gibi, Kadınların efendisi gibi gördüler kendilerini, Ölüm dağıtıcısı gibi gördüler.
"Kristaller icin bir sergi tablası yapmak istiyorum," dedi patronuna. "Dışarıya bir tabla konulabilir; bu da geçenlerin dikkatini çeker ta yokuşun başindan itibaren."
"Şimdiye kadar hiç böyle bir şey yapmadım," diye yanıtladı tüccar. "İnsanlar tablaya takılır, kristaller de kırılır."
"Koyunlarımla kırları dolaşırken, yılan sokmalarına kurban gide bilirlerdi. Ama bu tehlike koyunlarla çobanların hayatlarının bir parçasıdır."