Zümrâl

Zümrâl
@Zzzz_8
Capybara olmak istiyor ️
Görsel İletişim Tasarımı
8 Ağustos 2005
117 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Okuyan, çok hisseden, yazan bir kadına aşık olma... Eğitimli, büyülü, hayalperest, çılgın bir kadına aşık olma. Düşünen, ne bildiğini bilen ve uçmayı da bilen; kendinden emin bir kadına aşık olma. Sevilirken gülen veya ağlayan, ruhunu ete kemiğe büründürmeyi bilen; şiir seven (bunlar en tehlikelileridir), bir resmi düşünerek yarım saat geçiren ve müziksiz yaşayamayan bir kadına aşık olma. Politikayla ilgilenen, asi ve haksızlığa karşı büyük bir dehşet duyan bir kadına aşık olma. Televizyon izlemeyi hiç sevmeyen bir kadına. Ya da yüzünün veya vücudunun hatları ne olursa olsun güzel olan bir kadına. Yoğun, eğlenceli, berrak ve saygısız bir kadına aşık olma. Böyle bir kadına aşık olmak isteme. Çünkü böyle bir kadına aşık olduğunuzda, sizinle kalsa da kalmasa da, sizi sevse de sevmese de, böyle bir kadından asla geri dönemezsiniz. Martha Rivera-Garrido
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Biliyor musun, bir gün, bir dostum bana: 'Bir ölüye göre fazla nefes alıyorsun.' demişti. Başta yadırgamış ama sonradan ona hak vermiştim. Yaşamaya büyük bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum. Yani nasıl yaşanması gerektiğini çok iyi biliyorum. İyi hayat nasıl geçirilir, çok iyi biliyorum. Ama ilgimi çekmiyor. Yani yaşamaya büyük bir yeteneğim var ama ilgimi çekmiyor. Duramayacak kadar yorgun, ama ölemeyecek kadar hayattayım. Neden böyleyim? Ve neye dönüşeceğim? Sürekli, kendime bundan sonra ne yapacağımı soruyorum. Hep aynı soruyu. Yüz kez. Bin kez. Kendimi defalarca buluyor, defalarca kaybediyorum. Aynaya bakıp kendimi tanıyamamak, kendi anılarımı başkası yaşamış gibi anlatmak, hiçbir şeyde kayda değer bir varoluş nedeni bulamamak o kadar korkunç ki. Ve bir şey fark ettim. Hiç kimseye hiçbir şeyi tam olarak anlatamayacağımı keşfettim. Çünkü benim için ölüm kalım meselesi olan, diğerinin gözünde toz kadardı. Varlığıma nedensizlikten dolayı delirdim ben. Hiçbir varolma nedenini kendime yakıştıramadığımdan. Gerçekten de bu insanlarla aynı çağda yaşamıyorum. Sorarlarsa 'Ne iş yaptın bu dünyada?' diye, rahatça verebilirim yanıtını: Yalnız kaldım. Kalabildim. Altı milyar insanın arasında doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçebildim aralarından. Önemli olan hep hangi açıdan baktığındır derler. Buna inanmıyorum. Asıl önemli olan, hangi mesafeden baktığın. Ben, her şeye mikroskopla bakıyorum ve hepsi korkunç görünüyor... Bilemiyorum. Belki ben de normal bir insanım ama ilgilendiklerim ne bu dünya üzerinde, ne de bu yüzyılda." ~Anonim~
Tatar Çölü "Hayatın anlamı, hayata anlam verebilmektir." diyordu birisi. Ne güzel diyormuş değil mi? Ama dikkatinizi çekerim. Hayata anlam verebilmekten bahsediyor, birçoğumuzun yaptığı gibi o anlamın kendi kendine geleceğini beklemekten değil. Neden hep bekler dururuz sadece? Gerçekten bir şeylerin olacağını umut mu ederiz yoksa alıştığımız şeyleri değiştirmekten mi korkarız? Hayatımızda değişiklik yapmaktan çekinir, kaçınırız genelde. En basitinden bir yere gidip gelirken gün içinde hel aynı yolu kullanmamız. Farklı gidiş yollarını neden denemeyiz? Farklı yolları görürüz hep ama hiç o tarafa gitmeyi seçmeyiz. Ya da sadece görmemiş gibi yapar ve yolumuza devam ederiz. Sadece bir yol varmış gibi... O yoldan giderken de hep farklı şeylerin umudu vardır içimizde. Tüm bunlardan sonra da neden her şey bu kadar monoton diye şikayet etmez miyiz? Ya da Giovanni Drago gibi durup "Ya aslında yanılıyorsa? Ya gayet sıradan bir yargıya sahip sıradan biri olarak yaratılmışsa?" diye düşünürüz. O sıradan yazgıyı ya da sıradan birini kendimiz yaratmaz mıyız seçimlerimizle? Yavaş yavaş alışkanlıklarımızın ve umutlarımızın kölesi oluruz bir nevi. Alışkanlıklar güvenli gelir bizlere. Çünkü sonucu bir hiç de olsa sonuçta sonucu biliriz. Öteki türlü bilmediğimiz şeylerle karşılaşma riskimiz var değil mi? Ama alışkanlıklar tüm bunlardan daha korkutucu aslında. Kitapta da dediği gibi: "Hep aynı suratlar, aynı söylem, aynı görev, aynı kâğıtlar.." Bunlar korkutucu, değil mi? Ama zaman geçiyor... Bekle, bekle, umut et, bekle ve bekle... Zaman hızla geçiyor. Bu durumdan kurtulmak için çok da zamanımız yok aslında. Bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünürken zaman su gibi akıp gidiyor ellerimizin arasından. Sonra biraz zaman için ellerimize baktığımızda koca
"Hayatın anlamı, hayata anlam verebilmektir."
youtu.be/ubTJI_UphPk •"Resmimi hayal ediyorum, ve sonra hayalimi boyuyorum." •"Keşke onlar beni olduğum gibi kabul etseler..." :( ~Vincent van Gogh