yapayalnız mısın dünyada
itiyor mu seni doğduğun toprak
köşe başlarında haramiler mi
etmişler mi içine ekmeğinin
salacaksın köklerini toprağa
güneşi çınarla selamlayıp
fırtınaya meşeyle duracaksın
tutunacaksın diş diş
tutunacaksın pençe pençe
geçireceksin kılcal damarlarını evrenin damarlarına
gül olup açılacaksın seher seher
ceviz olup döküleceksin
sana bir mi vurdular
derlenip toparlanıp
sen iki vuracaksın
yüzün belki uzak bir gül, belki bir dağ kuytusu
çekip gitmek birdenbire, belki pişman bir gülüş
başını kaldır biraz, yüzünü yıldızlara göm
dur yıkılmış köprülerde, bütün renkleri kullan
bin yıl öncesi de bir kadın
ceylanların yıldızlı sulara değdiği saatlerde
bıçağın kemiğe değdiği saatlerde
en yangın yüzüyle yaslanıp yalnızlığına
bir gelip bir giden umutlarına
aşkına eşkıya tenhalığına
uzak gece nehirlerine
ay doğuyor
ay doğuyor
aya bak
ağaçta yaprak gibi oynaşırdı gözleri gözlerimde
suda balıktı çevremde yürekleri
elleri dörtbir yana savrulan güvercinler
aaah nasıl da severlerdi beni çılgınca
öl desem yoluma öleceklerdi