"İstemeden varım, istemeden öleceğim. Olduğum şeyle olmadığım şey arasında, hayal ettiğim şeyle hayatın beni yaptığı şey arasında bir boşluğum..."
Kendinle konuşur gibi her şeyi konuşmayı göze alabileceğin bir dostun olmasından daha tatlı ne var? Senin kadar sevinecek birisi olmasa iyi günlerinin bir anlamı olur muydu?
Kabul ediyorum, beni bir sinek gibi ezmeye kalkışan karanlık, kör talihime, kuşkusuz, nedenini bilmeden kızabilirdim. Ama neden kızmakla yetinmedim? Neden başlayamayacağımı bile bile yaşamaya başladım? Bir şey yapamayacağımı bile bile, bir şeyler yapmaya kalkıştım?
Daha dün ruhlarının yalnızlığında hasta odalarının loşluğunda çabucak ölmeyi arzulayanlar, başkalarının yaşamı ve mutluluğunu görünce nasıl da yaşamak istiyorlar?"
Herhalde doğmadan önce çok kötülük ettik ya da öldükten sonra çok büyük bir mutluluk tadacağız ki Tanrı bu yaşamın kefaretinin tüm işkencelerle, tüm acılarla ödenmesine izin verebiliyor.
Kendimi öldürmek mi? Mutlu olması gereken yaşamınıza yararsız bir yük yüklemek olacaktı bu; hem sonra, insan ölüme bu kadar yakın olduktan sonra ne diye öldürmeli kendini?