Önden bakıldığında gülüyor ve insanları güldürüyor olsa da aslında böylesine melankolik bir kalbi barındırıyordum.
Insanların soytarılığıma bakıp ardında gizlediği sefaleti görebilmesinden korkuyordum ve sürekli tetikte
olmak zorunda kalmak istemiyordum.
İnsanlara karşı her zaman korku dolu bir ürperme hissettiğim ve insan gibi konuşma, insan gibi davranma yeteneğime hiçbir șekilde güvenmediğim için tüm korku ve endişelerimi toplayıp göğsümün derinliklerinde bir kutuya
sakladım. Melankolimi ve öfkemi gizlemek için büyük çaba
sarf ettim ve bunun yerine kendimi masum bir neșe havası
geliştirmeye adadım. Böylece yavaş yavaş eksantrik bir soytarıya dönüştüm.
Diğer bir deyişle, insanların yaşayış şekillerini şimdi bile anlayamıyorum. Mutluluk fikrimin diğer herkesin mutluluk fikriyle tamamen çelişmesinden korkuyorum.
Mutlu muyum? Aslında küçüklüğümden beri insanlar sürekli şanslı biri olduğumu söylüyor ama bana sorarsanız cehennemde gibi hissediyorum.
Kullanmayı bilmezsen, iyi döner kötüye,
Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi.
Şu minik çiçeğin taze filizlerinde
Zehir de var, iyileştiren özler de:
Koklanırsa, dinçlik verir her yerine insanın
Tadılırsa, öldürür tüm duyuları, durdurur yüreği.