Adam bir türlü anlamıyordu. Beyin üzerine onlarca kitap ve araştırma okumuştu.
Bu konuda kendisini önemli bir şekilde geliştirmiştir ama gene de anlamıyordu.
Nasıl olur da bir başka insanı bu kadar net içinde hissedebilirdi ki. Onu gördüğü an, sahip olduğunu sandığı bütün organların aslında ne kadar bağımsız ve başına buyruk olduklarını bir kez daha algılıyordu. Yıllardır beraber yaşadığı kalbi artık başkası için atıyordu, beyni desen çoktan olay yerini terk etmişti. Kendi hücreleri bile dinlemiyordu adamı. Bir insanın hücresi neden bir başkası için kendi vücuduna ihanet ederdi ki.... Ama adam bir şeyden çok emindi. Tüm hücrelerinin kendisini terk edeceğini de bilse, onu gördüğü tek bir anı bile dünyada hiç bir şeye değişmezdi. Serkan Karaismailoğlu