Yazık o millete ki, zorbayı bir kahraman gibi alkışlar ve gösterişli fatihi hayırsever sanır.
Yazık o millete ki, sesini sadece cenaze törenlerinde yükseltir, sadece yıkıntılar arasında kibirlenir ve sadece boynu kılıçla kütük arasındayken başkaldırır.
Yazık o millete ki, Devlet adamı bir tilki, filozofu bir hokkabaz, sanatı yamama ve taklit sanatıdır.
Güçlü adamları henüz beşikteyken, bilgeleri yıllarca susturular o millete yazık!
Ve her parçası kendini millet sanan, o bölünmüş millete yazık!"
Karanlıklar üstünüze çöktüğünde, şöyle deyin:'Bu karanlıklar henüz doğmamış şafaktır; her ne kadar gecenin doğum sancıları içime dolsa da, tepelere doğan şafak bana da doğacaktır.'
Ben size vermeyi değil almayı,vazgeçmeyi değil gerçekleştirmeyi,boyun eğmeyi değil,dudaklarınızda sürekli gülümsemeyle anlamayı öğretiyorum.
Ben size sessizliği değil,tatlı bir sesle şarkı söylemeyi öğretiyorum.
Ben size tüm insanlığı içine alan daha büyük benliğinizi ifşa ediyorum.