''Peki bu gözyaşları ne Friedrich?''
'' 'Sevgili dostum' dedin ya ondan. Daha önce 'dostum' kelimesini kullanırdım ama şu ana kadar o kelime hiç tamamen benim olmamıştı.''
Nietzsche ile bir yolculuğa var mısınız?
Kendi içimize bakmaya, yalnızlığımızı görmeye, gözyaşlarınızla yıkanmaya belki sonunda iyileşmeye...
Tabi önce büyük fırtınalar kopacak, depremler olacak...
Hazırsanız başlayalım!
'Kendi alevinle yakmaya hazır olmalısın kendini:
Önce kül olmadan nasıl yeni olabilirsin ki?'
Böyle Diyordu Zerdüşt
Birbirinden haberi olmayan ama iyileşmek için birbirine ihtiyacı olan iki kişi Dr. Breuer ve Friedrich Nietzsche. Nietzsche'nin arkadaşı olan Lou Salome tarafından bir araya getirilirler. Salome, Nietzsche'nin kimsenin anlayamadığı bir hastalığı olduğunu ve bu nedenle büyük bir bunalımda olduğunu hatta kendisini öldürmesinden korktuğunu söyler. Ve ekler 'Bu adamın ölümünün ciddi sonuçları olur-sizin için, Avrupa kültürü için, hepimiz için.'
Salome'a göre Nietzsche bütün dünyayı değiştirecek büyük bir dâhidir. Onun bakış açısı ve fikirleri yeni bir şeyin temellerini atacaktır. Hatta Salome Nietzsche'yi şu sözlerle ifade eder ''...hiç kırpmadığı gözleri, içerideki bir hazineyi korumak istermişçesine dışarı değil de içeri doğru bakıyor.'' Ama Nietzsche çok hastadır ve ona yardım edebilecek tek kişi Breuer'dur. Fakat Nietzsche uzun süre tüm tedavileri denemiş bir sonuç alamayınca tedavi olmaktan vazgeçmiştir. Ayrıca Salome'un Dr. Breuer ile görüştüğünden de haberi yoktur ve Nietzsche'nin tedaviyi kabul etmesi çok düşük bir ihtimaldir ama Salome onları bir araya getirmeyi başarır.
Dr. Breuer yeni hastasıyla tanıştığında kendinden çok emindir nasıl olsa Nietzsche'yi etkileyecektir tedaviyi kabul ettirecektir. Ama ikisi arasındaki dinamik pek beklediği şekilde
Öldüğümde çok sevdiğim şu kitabın sayfalarını artık çeviremez olacağım, bu yüzden de ölmeden önce hepsini okumuş olmaya dair nafile bir umut besliyorum.
''Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgelik çağıydı hem ahmaklık; hem inancın devriydi hem şüpheciliğin; hem Aydınlık hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı; hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu; hepimiz ya doğruca Cennete gidecektik ya da tam aksi istikamete...''