Ruth içinse vaziyet karanlıktı. Daha önce hiç aşık olmamıştı...Kaba saba bir denizcinin, yüreğine nüfuz ederek, zincire vurulmuş güçler barındıracağını ve bir gün bunların infilak ederek, benliğini dalga dalga sarıp sarmalayacağını bilemememişti. Aşk ateşini tatmamıştı daha. Aşkla ilgili bilgileri teoriden ibaretti; aşkın sakin bir suyun yüzeyindeki dalgalar ya da bir çiy gibi yumuşak ve karanlık bir yaz gecesi gibi serin, şöyle yalayıp geçen bir alev topu olduğunu düşünürdü. Aşk onun için nazik, yumuşak bir samimiyet, çiçek kokan loş bir havada sevgiliye itaat etmek demekti. Ruth aşkın ruhta yarattığı depremleri, yakıcı sıcaklığını ve ardında bıraktığı küllerden doğan mutsuzluğu düşünmüyordu bile. Ne yapacaklarının ne de dünyadaki diğer güçlerinin ayrıdına varmıştı...