Ağlasam sesimi duyar mısınız ,
Mısralarımda ;
Dokunabilir misiniz ,
Göz yaşlarıma , ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel ,
Kelimelerinse kifayetsiz oldugunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var biliyorum ;
Her şeyi söylemek mümkün
Epeyce yaklaşmışım , duyuyorum;
Anlatamıyorum
Orhan Veli Kanık
Hasret; ayrı kalınan veya elden kaçırılan bir şeye karşı duyulan istek, kavuşma arzusudur.
Uzak kalınan, kaybedilenin ardından duyulan özlemdir. Hasret, Arapça hsr “yokluk, yoksunluk” kökünden gelir ve hasar ile akrabadır.
Hasret kalmak, hasarın en büyüğü değil midir?
Hoş kadındı Şermin.
Güzel olduğu kadar sevgisine sadık değildi.
Bırazcık olabilseydi keşke,
Keşke...
Belki fotoğraflarla sınırlı kalmazdı her şey.
İşin kötü yanı,
Hiçbir şey bilmediğimi sanıyor hâlâ.
O beni boynuzladığını itiraf edemedi,
Ben ona hesap soramadım.
Her şeyi biliyordum.
Hiçbir şey yapamadım...
Ben aramadım, o da sormadı.
Sessiz sedasız bitti öyle.
Herkes halinden memnun gibi,
Ama ben mutsuzdum ve hâlâ mutsuz.
Şimdi Şermin'den kalan sadece
Beraber yattığımız yatakta
Ayaklarımız duvara yaslı bir fotoğrafımız var.
Hâlâ bende durduğunu bilse, kıyameti koparır, kızar.
Düşünmüyor Şermin
Yani,
Gitti de her şey bitmedi ki!
Fotoğraf senin olabilir,
Anı benim Şermin.
Anı benim...
📜 Azad Penaber
Ölümü düşünüyorum
O büyük yalnızlık içindeyim,
Kulaklarımda duymadığım musiki,
Kaskatı kesilmişim, kalbim durmuş,
Artık hiçbir şeyi görmüyor gözlerim,
İçimde ne bir umut, ne yaşama zevki,
Elim, ayağım buz gibi olmuş,
Ölümü düşünüyorum,
Kulaklarımda duymadığım
Musiki...
Ümit Yaşar Oğuzcan