Bir ülkenin karanlığa adım adım sürüklenişini, sıradan bir ailenin mücadelesi üzerinden öyle güzel anlatmış ki Peygamberin Şarkısı kitabı. Ayliş’in kocası sendika yöneticisidir. Yekten tutuklanır ve meçhule karışır. Ayliş’in yakın, uzak çevresindeki pek çok insanın başına geliyordur bu. Giderek sertleşmeye başlayan ülke yönetimi adaletten, hukuktan uzak kararlarla kendinden olmayanları mimler, yıldırır, sindirir/silikleştirir. Bu aşırılık zıddını doğurur ve isyancı güçler ortaya çıkar. Ayliş’in büyük oğlu Mark da isyan birliklerine katılır. Ayliş üç çocuk ve bir demanslı baba ile bir yandan yaşamaya bir yandan onları korumaya çabalar kitap boyu.
Kitaptaki en sevdiğim şey, anlatım biçimi. Ve bence anlatılanlar ancak bu şekilde bu kadar derinlerimize temas edebilirdi. Uzun cümleler, paragrafsız yapı, Ayliş’in zihnine yakın tanrı anlatıcı, konuşma çizgisi ya da tırnak işareti olmadan diyalogların anlatımın içine yedirilmesi, kesintisiz, net akan kitap/hayat…
Paul LynchPeygamberin Şarkısı
yazarın, okurdaki sorularla zerrece ilgilenmeden anlatmak istediği hikâyeyi ustaca aktardığını düşündüğüm kitap.
bir kız çocuğunun insanın içini ezen kısa hayatını, o hayata temas eden insanlar gözünden yalın bir dille anlatmış. kitap boyu defalarca “tamam da neden” sorusu okurun zihnini zorluyor ve sonunda da çünkülere ulaşamıyor okur. fakat buna pek de takılacak hal kalmıyor.
demek ki insan, hikâyeyi neden yazdığını bilen bir kalemi okuduğunda, boşluklara pek de takılmıyor; iyi ki okudum, demiş oluyor çünkü nihayetinde. SakarAlexandre Seurat
Kurgusu, olay örgüsü, serpiştirdiği şüpheleri özenle toparlayışı ve konuya bağlayışı ile listemde tekrar okunacaklar arasında yerini aldı Alper Kamu'nun son macerası. Sonundaki teknolojik hediye de ayrıca güzel bence.