Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Pazar günü yataktan çıkışım, beton dökülmüş kalıbın sökülme aşamasına benziyor. Ağır, sancılı ama günün sonunda bir şekilde ayaktayım.
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Rojbaş mirovno.
Kurdî
Modern insanın en büyük entelektüel konforu, dünyadaki tüm çürümüşlüğün faturasını gizemli bir ötekiler ordusuna kesmek galiba. Toplu taşımada, kahve molalarında ya da akşam aile masalarında dönüp dolaşıp aynı nakarata geliyoruz: "İnsanlar çok bozuldu ya" "Kimseye güven kalmadı ya" " Bu çağın insanı çiğ be ya" Şikayetlerin hacmine ve samimiyetine bakılırsa, yeryüzü saf iyilikle dolu kurbanlar ve onlara hunharca eziyet eden gizemli bir şer odağı tarafından işgal edilmiş durumda. :D Ancak burada çözülemeyen basit bir matematiksel imkansızlık var. Eğer herkes mağdursa, herkes bu gidişattan dertliyse, o zaman şikayet edilen bu kötüler tam olarak kim? Mezardaki dedem mi? Yoksa uzaylılar aramıza sızdı da faturayı onlara mı kesiyoruz? ​Cevap, uzay boşluğundan çok daha yakın bir yerde, tam olarak aynanın karşısında duruyor aslında sayın varlıklar. İnsan psikolojisi garip bir savunma mekanizmasıyla çalışır, kendi hatalarımızı her zaman dışsal şartlarla açıklarız. Yalan söylediğimizde "şartlar öyle gerektirmiştir" bencilce davrandığımızda "hayat bizi buna zorlamıştır" birinin kalbini kırdığımızda ise " aslında niyetimiz kötü değildir, sadece o an çok gerginizdir." Fakat aynı davranışları bir başkası yaptığında, bunu doğrudan onun karakterine bağlarız: "O zaten güvenilmez, o zaten bencil." İşte bu zihinsel illüzyon sayesinde herkes kendi hikayesinin sütten çıkmış ak kaşığı olmayı başarıyor. Kimse sabah uyandığında "bugün kime bir kötülük yapsam?" demiyor; herkes kendi hayatta kalma mücadelesinin en haklı, en masum savaşçısı. Sonuç ise milyonlarca "haklı" bencilin oluşturduğu, herkesin birbirinden şikayetçi olduğu koca bir kaos. ​Üstelik " bu çağın insanı güvenilmez" klişesi, kendi bencilce reflekslerimizi meşrulaştırmanın da en kestirme yolu haline geldi. Çevresine güvenmeyen
Bugün çay içmek için bir arkadaşla bir yere girdik ve diyalog şu: ​Arkadaşım (Gözleri uzaklara dalmış, yüzünde aptal bir tebessümle) "Ben aşık oldum dayı… Galiba bu sefer çok farklı." ​(Telefondan kafamı bile kaldırmadan) "Yaaa, gerçekten miiii? Bak sen şu işe… Geçmiş olsun aslan parçam, hapı yuttun." ​ (Heyecanla) "Olum dalga geçme, sesini duyunca içimde kelebekler..." ​(Telefonu masaya bıraktım, aslan parçasına acıyan bir bakış atarak omzuna vurdum) "Şişt, tamam, sakin ol. Kelebek melek karıştırma şimdi. Romantik komedi jönü gibi bakmayı da bırak, saçmalamayı kes." ​"Lan bir dinlesene, kalbim diyorum..." ​ (Sözünü keserek, eliyle garsonu işaret edip) "Bırak şimdi kalbini malbini, acı gerçeklere dön. Çaylar bitti. Hadi bakim, garsondan iki çay iste de o yanan bağrına bir nebze su serpilsin. Kimyasal reaksiyonunu çayla bastırıyoruz hadi." (Bence komik)
1000Kitap
Yaşım giderek daha da ciddileşiyor.
1000Kitap