Berken

Berken
Ne li vir im, ne jî li wir… Artık alıntıları paylaşmayı bıraktım, okuduklarım sadece bende kalsın. Buraya ise sadece ara sıra bir şeyler karalamak için uğrayacağım.
İnşaat Mühendisi
İstanbul
Bakur, 9 Nisan 1999
33 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Sabah yazmıştım sonra paylaşmayı unutmuşum :D
Puan vermedi·136 syf.··
2026 294. kitabı
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde hikayeyi unutursun ama bıraktığı his uzun süre seninle kalır. Bu kitap benim için tam olarak böyle bir kitaptı diyebiliriz sayın insanlar. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, savaşın kendisinden çok geride kalan insanların yaşadığı sessiz yıkımın anlatılması oldu. Çünkü Aytmatov burada cephedeki kahramanlıkları değil, bekleyenleri, özleyenleri, çalışmaya devam etmek zorunda olan insanları anlatıyor. O yüzden kitapta öyle büyük olaylardan çok, insanın içine işleyen bir hüzün var. Tolgonay karakteri de bence kitabın en güçlü tarafıydı. Onu okurken bir roman karakterinden çok gercek bir insan hissi veriyor. Acısı abartılmadan anlatılmış ama zaten etkileyici olan tarafı da bu. Bazı bölümlerde hiçbir dramatik cümle olmamasına rağmen insanın içi ağırlaşıyor. Özellikle toprağa konuştuğu kısımlar kitabın ruhunu taşıyor. Aytmatov'un dili çok sade ama bu sadelik kitabı basitleştirmiyor. Tam tersine, anlatım süssüz olduğu için duygu daha gerçek geliyor. Köy hayatını, emeği, yoksulluğu ve insanların hayata tutunma çabasını çok doğal hissettirdi bana. Okurken bazı yerlerde kendi büyüklerinden hikye dinliyormuş gibi bir his oluşuyor.Benim için kitabın en etkileyici tarafı, acıyı bağırmadan anlatabilmesi oldu. Okuru zorla üzmeye çalışan bir anlatım yok. Ama kitap bittiğinde insanın içinde garip bir sessizlik bırakıyor. Sadece şunu söyleyebilirim: Eğer hızlı ilerleyen, sürekli olay olan kitaplar seven biriyseniz bazı yerleri biraz durağan gelebilir. Çünkü bu kitap daha çok atmosferi ve duygusuyla yaşayan bir eser. Ama sabırla okunduğunda gerçekten dokunan kitaplardan biri. Bence Toprak Ana sadece savaşla ilgili bir kitap değil. İnsanların kaybettikten sonra nasıl yaşamaya devam ettiğini anlatan çok insani bir hikaye. O yüzden aradan yıllar
Edebiyat
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Berken

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.··
2026 294. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.8/10 · 77,7bin okunma
Ben kemal, geliyorum. 😆
Günümüzün gizli Raskolnikov'ları
Dosto'nun Suç ve Ceza'sını lisede özetinden okuyup geçtiyseniz ya da aman canım, adam bir tefeci kadını baltaladı, sonra da vicdan azabı çekti işte diye kodladıysanız, bugün arkkanıza yaslanıp etrafınıza bir bakın derim. Çünkü 19. yüzyılın kasvetli Petersburg sokaklarında dolaşan o Raskolnikov dediğimiz bunalımlı çocuk, şu an tam olarak aramızda yaşıyor. Hatta muhtemelen 1K'da ya da X’te takılıyor. ​Düşün; Raskolnikov ne diyordu? "Dünyada iki tür insan vardır: Sıradanlar ve olağanüstüler. Olağanüstü olanlar, büyük amaçlar uğruna kuralları çiğneyebilir, hatta gerekirse kafaya balta bile indirebilir." Şimdi bu rasyonalizasyonu alıp günümüze getirelim. Bugün her köşe başında "kendi kurallarını kendin yaz, sürüden ayrıl, basarıya giden yolda her şey mübahtır" diye bağıran motivasyon videoları, aslında Raskolnikov'un felsefesinin modern, jöleli versiyonu değil de ne? Bugünün Raskolnihov'u eline balta almıyor belki ama "büyük vizyonerim, şirket büyüteceğim " diyerek stajyerlerin hakkını gasp ediyor, "algoritmayı çözdüm, ben üstün zekayım" kibiriyle sosyal medyada insanların üzerine basıp geçiyor. Herkes kendini sistemin üzerinde, herkes kendini seçilmiş kişi sanıyor. Ortam tam bir Raskolnikovlar Kulübü'ne dönmüş durumda. ​Ama işin eğlenceli ve trajik kısmı cinayetten sonra başlıyor. Bizimki kadını indiriyor ama sonra ne parayı yiyebiliyor ne de rahat bir uyku çekebiliyor. Ateşler içinde yatıp, kapı her çalındığında kalbi ağzına geliyor. Yani teoride nen süpermenim diyen adam, pratikte vicdan denilen o eski usul yazılıma yenik düşüyor. İşte günümüz insanının çelişkisi de tam burada patlak veriyor. Sabah kahvesini yudumlarken "ben acımasız bir profesyonelim, duygulara yer yok" diye stori atan modern birey, gece yatağa yattığında ufacık bir haksızlığın suçluluk duygusundan ya
Edebiyat
Bazen bir kitabı sesli okuyorum ve sesimi kaydediyorum, acaba sesim nasıl çıkıyor diye düşünüp. Sesimi dinleyince biraz yüzüm ekşiyor, çünkü içimdeki o bilge yazarın(!) sesini duymayı beklerken, mikrofondan aniden ehliyet sınavı sorusu okuyan heyecanlı bir kursiyer çıkıyor.
1000Kitap