Facia şudur: Geçmişte kölelik vardı, bugün de var. Fakat geçmiş kölelik bilinçli bir kölelikti; hem köle, köle olduğunu duyumsuyor, hem kimden ve nasıl köle yapıldığını biliyor, hem kendisini köleliğe götürmüş olan efendiyi tanıyor hem de kölelik düzeninin baskıcı kalıplarının esaretine sürüklenen yazgısını biliyordu. Kulunç ve böbreğinin üstüne yediği kırbacı da hissediyordu. Gelgelelim köleler -insanlar azat olmuşlar, özgürlüklerine kavuşmuşlardır; fakat bilinçsizce içten köleliğe sürüklenmişlerdir. Gerçi kölelerin başları kölelik bağından kurtulmuştur; fakat "başların içi" köleleşmiş ve köleleşmektedir. Bu bir trajedidir, felakettir. Bugün biz "seçme özgürlüğü" çağında yaşıyoruz, oy veriyoruz; "o" diyoruz, "hayır" diyoruz, "evet" diyoruz, "istiyoruz" veya "istemiyoruz" diyoruz.
Bütün bunlar bizim özgürlüğümüzün göstergesidir. Ancak hissettiğimiz şeyi bilinçli bir biçimde seçmemişiz; bilinçsizce bir başkası irademize telkinde bulunmuş ve ipotek koymuştur. O zaman köle özgürdü, ama şimdi "özgür köle"dir.