Boğazım tıkanmıştı. Skylla’nın yediği o adamlar eskiden Glaukos’un olduğu gibi hırpani, çaresiz, korkudan perişan denizcilerdi. Hepsi ölmüştü. Hepsi de ismimle damgalanmış soğuk dumana dönüşmüştü.
“Kimse durduramaz mı onu?”
“Zeus durdurabilirdi ya da baban. İsteselerdi tabii. Ama niye istesinler? Canavarlar tanrılar için nimettir. Edilen bütün o duaları düşünsene.”
Sandalyemde donup kalmıştım. Skylla’yı her zaman derinlerde yüzer, mürekkepbalıklarının soğuk etlerini emerken hayal etmiştim. Ama hayır. Skylla her zaman gün ışığı istemişti. Her zaman başkalarını ağlatmak istemişti. Şimdi de dişlerle dolu ve ölümsüzlükle silahlanmış, kurt gibi aç bir canavardı.