’ع
T A W H E E D
HAK BİRDİR, BATIL ÇOKTUR..
(onlar dinlerinin aslını bilmeyince bizim onlara yeni bir din getirdiğimizi zannettiler)
Her hâl geçicidir.
يا أبت لم تعبُدُ ما لا يَسْمَعُ ولا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِي عَنْكَ شَيْئًا
"Ey babacığım! Niye işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan bir şeye kulluk yapıyorsunuz? Azer kafir olduğu halde
"Senin de Rabbin görmüyor, işitmiyor" demedi.
Azer müşrik olduğu halde Allah (celle celal'nun Semi' ve Basir ol-
duğuna iman ediyordu. Şayet böyle olmamış olsaydı Ibrahim (aleyhi-
selam)'in bu cümlesinin bir mânası olmazdı. Müşrikler de Ibrahim (aleyhis-
selam)'in babasına ilahının görüp, işitmediğini söyleyerek davet ettiğinde
ona itiraz ederlerdi. Bu gibi şeyler peygamberlerin üzerine icmâ ettiği
şeylerdir. Bundan dolayıdır ki Hammad bin Zeyd Cehmiyye'den biri ile
münazara ettiğinde ona şöyle dedi: Senin evinde hurma var mı? Adam
"evet" dedi. Peki kökü var mı? Adam "hayır" dedi. Peki dalları ve mey-
veleri var mı? Adam yine "hayır" dedi. Hammâd, o zaman o hurma
ağacı değil, ona hurma da denilmez, dedi. Aynı şekilde biz de size diyo-
ruz ki: Sizin bir rabbiniz var mı? Siz "Evet" diyorsunuz. Duyuyor mu?
"Hayır” diyorsunuz. İşitiyor mu? "Hayır." Razı oluyor mu? "Hayır."
Nüzül ediyor mu? "Hayır." Diyorsunuz. Öyleyse sizin bir rabbiniz yok,
demektir.
Cehmiyye de böyledir. Onlara "Sizin bir rabbiniz var mı?" denildi,
"Evet" dediler. Peki "İşitiyor mu? Denildi. "Hayır" dediler. "Görüyor
mu?" Denildi. "Hayır” dediler. "Nüzül ediyor mu?" Denildi. "Hayır"
dediler. O zaman sizin nasıl bir rabbiniz olur? Çünkü görmeyen, duy-
mayan, razı olmayan, kızmayan rab olmaz. Bundan dolayı Ehl-i Sün-
net, Allah (celle celâluhů)'nun kullarına benzemeyip ve onlara denk olma-
dığına inanarak bu sıfatları Allah (celle celâluhů) için ispat ederler.
El-Akîdetü'l Vasıtıyye Şerhi