Üniversite yılları Ankarada geçmiş biri olarak fazla etkilendim sanırım.
Arka planda dönemin siyasi atmosferi, aile/mahalle kültürü, gazoz kapakları, sokak oyunları, komşuluk ilişkileri olan bir aşk hikayesinin 3 farklı anlatıcı (Suna, Emel, Ömer) ağzından anlatımı...
Kurgudan bazı noktalarda boşluk olduğu düşüncesiyle okudum.
Ama hissi beni mahvetti.
Oldukça akıcı, 1 günde okunacak türden. Hacmi ince, duygusu ağır.
Özellikle ilk bölüm. Çocuk bakış açısıyla yer yer gülümseyerek başladığım bölüm sonunda ağladım. Çocukluğun, masumiyetin,aşkın, beklemenin, hayal kırıklığının, hüznün hikayesini okudum. Bir Yeşilçam film tadındaydı. Ankara, Mon Amour!