34.
Yorgun düştüm yüreğim, en çok da kendime esir düştüm.
İnsan her savaştan sağ çıkamayabilir.
Hatta tüm mücadeleler içinde insanın en zor savaşı,
Kendiyle olandır.
İnsan bazen asil bir savaşçı,
Bazen rezil bir ortalık karıştırıcısı.
Bazen iyi bir muharebe ustası,
Bazen bir köleden fazlası.
En çok yorulanın, en çok düşünen olduğunu biliyorum.
Biliyorum, düşünceler gözle görülmese de yıpratır insanı.
Kendine esir düşmek, kendi yorgunluğunu bilmek ne zor.
Ne zor, bu harbin içinde toza dumana gömülmek.
Kimse bilmez fakat bu bir savaştır.
İnsanın en büyük acısı, insana en büyük azaptır.
Ölmeden kabre girmek gibi,
Veya yaşarken ölmekten farkı yok.
“Hep karanlık şiirler mi yazacaksın?”, diye soruyorum.
İç sesim bağırıyor;
“Bir meftun kaderciden başkası değilsen, güneş senin neyine”
Kaderim deyip sineye çektiğim yenilgi, bazen zaferim deyip
neticeye erdirdiğim bir savaş hayatım.
En zor yangınlardan sağ çıkmış gibi yaptım.
Elim yandı, ayağım yandı hatta saçlarım.
Gözle görülür bir yara değildi, ben onun üzerini tebessümle
dağladım.
“Gördüğünüzde mutlu sanmanız doğal,
Çünkü sanmakla yanmak arasında çok fark var”
Uçurumdan atlamadım hiç,
Hiç intihara meyilli şeyler de yazmadım.