"Günlerin birbirini anlamlı bir sırayla takip ettiğine inanmayı bırakalı çok olmuştu; başlangıçlar ve sonlar diye bir şey yoktu, rastgele iç içe geçmiş yığıntılardan ibaretti zaman. Başlangıç diye zannettiğimiz, aslında sondan bir evvelki sahne; tam herşeyin sonunun geldiğini düşünürken, bir de bakmışsın ki yeniden en başa dönüvermişsin."
"Yazmak, çıkmaz sokaklarda dolanmaktan ibaretti onun için; sonu bir yere varmayan uzun yürüyüşlere benziyordu. Sonu bir yere varmasada, sınırların dışına çıktığı duygusu ona iyi geliyordu. Ne olduğunu bilmediği bir şeyin kıyısına kadar yanaşıyor ve bundan derin bir haz duyuyordu. Etraflıca izah etmesi mümkün değildi, kelimelerin elinden tutarak mukayyel bir yolculuğa çıkıyor, sonra başladığı yere dönüyordu. Kendi etrafında döndüğü kuşkusu yakasını bırakmıyordu."
"Hazırlıksız yakalandığımız bir yağmur gibiydi karşılaşmamız; altına sığınabileceğimiz bir saçak bulana kadar ikimizde sırılsıklam olduk. Daha fazla gizlenecek bir yer aramaktansa, kendimizi sağanağın ortasına bırakmaya karar vermiştik. O andan itibaren bir teslimiyet ferahlığı doldu içimize. İliklerimize kadar ıslatan yağmurla birlikte bir anda birbirimize yakınlaştık."