Gerçekten hükümetlerin yayılma sahası ne kadar genişlerse, kanunların tesirleri de o kadar azalır; ruhsuz bir despotizm, iyilik tohumlarını boğduktan sonra, ergeç anarşiye sürüklenir.
Tabiat her milletin karşısına kendisini baskı altında tutan bir komşu millet koymuştur; bu
yüzden her millet diğerlerinin baskısına karşı dayanabilecek bir kudret haline gelmek için bir devlet kurmak zorundadır. Böyle olunca, insan haklarına tamamiyle uygun biricik teşkilât olan cumhuriyetçi esas teskilât, aynı zamanda, kurulması ve idamesi en güç olanıdır. Hatta bazı kimseler böyle bir teşkilâtın ancak bir melekler cemiyetinde kurulabileceğini,çünkü bencil eğilimleriyle insanların bu kadar mükemmel bir hükûmet şeklini kurmağa muktedir olamadığını iddia ederler. Fakat tabiat, akla dayanan ve ne kadar övülürse övülsün amelî neticeler vermiyen iradeye yardım etmek için, bizzat bu bencil eğilimlerden faydalanır.
Mesele öyle bir devlet kurmaktadır ki (bu da şüphesiz insanların iktidarı içindedir) bu eğilimlerin karşılıklı tesirleri zarar verici neticeleri önlesin veya ortadan kaldırsın ; sonunda da, bunlar sanki yokmuş gibi görünerek; akla aykırı düşmesin; herkes de kendisini, ahlâki bakımdan iyi bir insan saymasa bile, hiç olmazsa iyi bir vatandaş olmak zorunda görsün.