Anne çocuğun bazı bedensel değişikliklerini, isteklerini, huzursuzluklarını, çocuk bunları açıkça belirtmeden önce görür, duyar. Çocuğu ağladığı zaman uyanır; oysa daha büyük bir gürültü onu uyandırmayabilir. Bütün bunlar, annenin çocuğunun yaptıklarına karşı duyarlı olduğunu gösterir; huzursuz ya da üzüntülü değildir anne; uyanık bir dengelilik içindedir; çocuktan gelecek her türlü anlamlı çağrıya açıktır. İnsan da kendine karşı aynı biçimde duyarlı olabilir. Örneğin insan yorgunluğunun da, isteksizliğinin de farkında olabilir; kendini bu duygulara bırakmak, bu durumu olumsuz düşüncelerle desteklemek yerine - bunu yapmak o anda çok kolaydır çünkü - kendine "Ne oldu?" diye sorar. Neden üzgünüm? Kızdığı, hiddetlendiği, düşlere dalmak üzere olduğu ya da başka kaçış yolları aradığı zaman da olur aynı şey. Bu durumların hepsinde önemli olan şey bu duyguların bilincinde olmaktır; bulunabilecek binbir yol arasından birini seçip bunları akla uydurarak aldatıcı bir çözüm yolu bulmak değil; bundan başka içimizden gelen sese de açık olmamız gerekir; içten gelen bu ses bize - çoğu zaman hemen - neden huzursuz, üzgün ya da kızgın olduğumuzu bildirir.