İnancı ve gözüpekliği öğrenmek günlük yaşamdaki küçük şeylerle başlar. İlk adım insanın inancını ne zaman, nerede yitirdiğine dikkat etmesi, bu inancı yitirdiğini ne gibi akla uydurmalarla örtmeye çabaladığını görmeye çalışması, ne zaman korkaklık gösterdiğini, bu korkaklığını nasıl akla uydurduğunu anlamasıdır; her inanç yitikliğinin bizi nasıl zayıflattığını, git gide artan bu zayıflığın da gene kısır bir döngü gibi, nasıl yeni inanç yitikliklerine yol açtığını görmesidir. O zaman insan şunu da fark edecektir: İnsanda bilinçli bir sevilmeme korkusu varken, gerçek ama çoğunlukla bilinçsiz olan korku, sevme korkusudur. Sevmek kendini hiçbir güvence olmaksızın adamak, sevgimizin sevdiğimizde sevgi uyandırmasını umarak kendimizi bütünüyle ona vermek demektir. Sevgi bir inanma işidir; inancı az olanın sevgisi de azdır.