Dünyadaki varoluşları itibariyle insanları ikiye ayırmak isterim:Hayatta kalanlar ve yaşayanlar.
Hayatta kalmak, oksijen alıp karbondioksit salmak, dakikada beş litre kan pompalamak, vücut işlevlerinin sürekliliğini sağlamak, yani bu dünyada gövden kadar yer kaplamaksa, yaşamak ezbere bildiklerinden özgürleşip, emin olunmayana doğru tek yön bilet kestirmektir. Hayatta kalanlar içgüveysinden halliceye razı gelebilirler de, yaşamak derdine düşenler kıyıyı kaybetmeyi göze almıştır çoktan. Merak etmek, hissetmek, düşünmek ve reddetmek, uyanmak, kanamak, kabuk bağlamak, ürpermek, terlemek, korkmak ve cüret etmek, arada rota dışına çıkmak, zaman zaman uçurumlardan atlamak, bazen duraklamak ve fakat hiç durmamak gerekir yaşamak için.
Yaşamak için anlam, hayatta kalmak için mazeret gerekir. Dünyanın tüm tembelleri mazeret isimli bu dev tentenin
altında toplanmıştır, birbirlerine ilişmeden.Yaşamak mazeret kabul etmez.