GÜLİ RUHSAR

GÜLİ RUHSAR
@_Hic__
Bağban olsan her gülü deremezsin Bülbül olsan her dala konamazsın Yol olsan her menzile varamazsın Tamah edip bir halde karar kıl ey gönül!
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.”
SEYYAH
117 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Reklam
Her yaşayan ölür, her yeni eskir; yaşlanan herkes zevâl bulur. Her şey fanidir, gider. Hz. Âmine
Din
Medine'de geçirdikleri tatlı günlerinin birinde, Peygamberimiz, dadısı Ümmü Eymen'le kaldıkları evin kapısı önünde oturuyordu. Oradan geçen ruhanî kıyafetinde iki Yahudi, birden dikkatlerini onun üzerine diktiler. Peygamberimiz, bu bakışlardan rahatsız olmuş gibi içeri girdi. Yahudiler, geçip gitmediler ve Ümmü Eymen'e yaklaşarak sordular: "Bu çocuğun adı nedir?" Ümmü Eymen, onları tanımıyordu. Art niyetli olabilirler ihtimâlini göz önünde bulundurarak, "Niçin soruyorsunuz?" dedi. Adamlar itimat telkin eder konuştular: "Bizim tanıdığımız bir çocuğa benziyor da onun için sorduk. Lütfen söyler misiniz, onun adı nedir?" Ümmü Eymen, davranışlarından ve konuşmalarından pek korkulacak kimseler olmadığı kanaatine varınca, "Onun adı Ahmed'dir." dedi. İki Yahudî, bu cevap üzerine, aradıklarını bulmuş gibi birbirlerine tebessümle bakıştılar. Sonra içlerinden biri, Ümmü Eymen'e yalvardı: "Ne olur, onu buraya biraz çağırır mısın?" Ümmü Eymen, tekrar tereddüde kapıldı. Neden, niçin istiyorlardı? Fakat, adam bu tereddüdü şu sözleriyle izale etti: "Bizler," dedi, "iyilikten başka bir şey düşünmeyen insanlarız. Kimseye zarar vermeyiz. Allah için onu seviyoruz ve senden, çağırmanı istiyoruz." Ümmü Eymen, arzularını reddetmedi. İçeri girdi. Biraz sonra Peygamberimizle birlikte çıkıp geldi. Peygamberimizi görür görmez iki Yahudî de yerlere kadar eğildiler. Sonra da sevgi ve hürmet karışığı bir eda içinde E-fendimize yaklaştılar. Onu tepeden tırnağa süzdüler. Sonra sırtını açtılar, baktılar. Her ikisinin heyecan ve hayretleri gözlerinden okunuyordu. Birinin diğerine şöyle dediğini, Ümmü Eymen duydu: "İşte, bu çocuk, bu ümmetin peygamberidir! Bu şehir de o-nun hicret edeceği yerdir. Bu memlekette çok şiddetli savaşlar, hicretler ve büyük işler olacaktır." Bu sözlerinden sonra
Din
“Ben babam İbrâhim'in duâsıyım. Kardeşim İsâ'nın müjdesiyim. Annemin ise rüyâsıyım. O, bana hâmile iken Şam saraylarını aydınlatan bir nurun kendisinden çıktığını görmüştü." Taberî, 2/128
Din
Sevgili Peygamberimizin büyümesi de diğer çocuklardan farklı oldu; Sekiz aylık iken konuşmaya başladı. Dokuz aylıkken konuşması oldukça düzgün ve pürüzsüzdü . Onuncu ayında ise, artık diğer çocuklarla ok atacak kadar kuvvetli ve gürbüz olmuştu...
Din