İnsanların içlerindeki sorgulayan ve faal olan kuvvetleri hapseden sınırlandırmalara baktığımda, tüm yapıp edilenlerin zavallı yaşamlarımızın süresini uzatmaya yönelik olduğunu fark ediyorum; dahası, bu sorgulamanın belli noktalarındaki her türlü rahatlama, hayali bir kabullenemeden ibaret, çünkü içinde tutsak olduğumuz duvarları, rengarenk şekiller ve ışıltılı manzaralarla süslemekten başka bir şey yapmıyoruz- bütün bunlar karşısında dilim tutuluyor Wilhelm. Kendi içime dönüyor, orada kendime ait bir dünya buluyorum! Ama içimdekiler daha çok sezgi ve karanlık bir ihtirastan ibaret; tasvir edilmiş bir şey ve canlılık kazanmış bir kuvvet değil. O zaman duygularımın karşısında her şey dalgalanmaya başlıyor, bense böyle hayallere dalmış bir halde dünyaya gülümsemeye devam ediyorum.
Kuruldu bir âlem her günkü dünyamızdan uzak,
Kaybolduğum düşüneceye ve kendime yakın.
Kuşlar, dizi dizi kuşlar... Kuşlar, akın akın...
Rüyam benden bu akşam ve ben rüyamdan uzak.