İki günde biten, elimden bırakmadığım, tüm kahramanlarıyla iki günde her seyi beraber yaşadığım, Salkım Sokağın bir sakini olduğum bir eser
"büyüme yorgunluğu" ne zaman biticek, ya da bitecek mi, kitap bitti ama hayatın her anında hep benimle kalacak bir soruyla ya da tanımla.
Akıcı, samimi, daha ilk satırlarda kendi içine çeken, olayları birazda Nevzat gibi izleyen, en yakından şahit olan haline getiren bir eser. O mahallede büyüyen bir çocuktum bu eserle beraber. Ben de o çatışmaları yaşadım, yeniden büyüdüm, dertlendim, kederlendim, büyüme yorgunluğunu iliklerime kadar yeniden yaşadım belki de. O kadar o dünyadaydım ki bazı sayfaları okurken gözyaşlarımın çoktan yanağımda kurumuş olduğunu bile geç fark ettim.