İnceleme içerisinde küçük spoiler hissi yaratacak cümleler olabilir!!!
" Tanrı'nın çılgın aşığı bir buseye feda eder hayatını.."
Biri dese ki kitabı anlatan bir cümle söyle o cümle bu olurdu sanırım.
Kitabı okumaya başladığım gibi beni sürükledi resmen içine. Uzun zamandır aradığım kitabı bulmuş gibi hissettim. Tüm günümü kitap okuyarak geçirmek istedim. Bu duygu da beni içine çeken her kitapta olduğu gibi mutlulukla doldurdu içimi.
Kitabı ilk okumaya başladığımda Martin'in o büyük aşkını bende hissettim. O kadar naifti ki sevgisi; kendi hayatından bu kadar fedakarlık etmesine hak verdim diyebilirim. Her sayfasında o büyük aşka olan inancıyla kendini değiştirmesi büyüledi resmen beni. Ama aşkın o tokadını yiyip içindeki heyecanı kaybedene kadar. Aşk işte her zaman ki gibi mutluluğun içindeki hüznü yüzeye çıkaracak ya... Derken sayfalar ilerledi ve bize aşkın ne olduğunu, gerçek aşkın, düşündürttü.
Her değişim, her yeni bir bilgi, onu bir basamak daha yukarı çıkardı. Bu değişimler aşkı içindi. Her adımda daha da heyecanlandı. Aşkı onun içindeki iyiyi ortaya çıkarıyordu. Ama o kopamıyordu geçmişinden: zaten bir insan nasıl unutabilir ki geçmişi, hayatı öğrenmeye başladığı o anları, gelecekte olacağı insanı yavaş yavaş yaratan o zamanları... Herkes keşke Martin kadar değişim yaşayabilse!!!
Sevgilisi Ruth ile arasında olan maddiyat sınıfı onu her defasında daha çok çalışmaya, daha çok kendini değiştirmeye itti. Yazar olmak istiyordu. Bunu hem içinden geldiği için hemde tanınıp Ruth ile arasında farkın kapanmasını içindi. Ama bu tanınma isteği zamanla kendini gerçek bir yazar olma isteğine bıraktı. Zamanla bu istekte yok olup gitti Ruth'u seviyordu, ilk gördüğü o andan itibaren, o sevgiyle büyüdü Martin, kısacası "Aşkla"! Ya da aşk olduğunu düşündüğü ruhla.
Ruth ise