Phileas Fogg,arkadaşları ile girdiği bir bahisin üzerine seksen günde dünyayı gezmeye karar verir.Yanına işe yeni aldığı yetenekli ve cesur uşağı Passepartout'u da alır.Bu geziden kazanacağı parayı da kaybedeceği parayı da pek önemsemez,önemsediği tek şey bahisi kazanmaktır ve bunun için de sorunsuz şekilde, bir toplu taşımadan diğerine gide gide "dünyayı gezmeyi" planlar.Ancak kader;gerek ulaşım sorunları,gerek kuyruk gibi bir polis hafiyesi, gerek Passepartout'un şapşallıkları,gerekse bir hanımefendinin canının tehlikede olması ile Bay Fogg'un planlarını bozmak için oldukça uğraşmaktadır.
Kitabı okurken siz de Bay Fogg'un yanında seyahat ediyormuşsunuz gibi hissedebilirsiniz.Olayların kendine çekmesi, güzel anlatım ve sürükleyicilik kitabın sizi başka diyarlara götürmesini mümkün kılıyor.