Meryem Akın

Meryem Akın
@_LeTableau
Fizyoterapist
Manisa Celal Bayar Üni.
Uşak
Uşak, 6 Ocak 2000
44 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Başarı İçin...
Menahem'le birlikte şatafatlı salonun ortasındaki kürsüye yürürken Stockholm Kraliyet Filarmoni Orkestrası çalıyordu. Menahem mikrofona eğildi ve konuşmaya başladı. "Çalışmamızın itici gücü Profesör Hamid'den geldi. Onun dehasını ilk kez 1966'da, benim öğrencimken fark ettim. Utanarak söylüyorum, başlangıçta dehasını bir tehtit olarak gördüm. Ve az kasın her şeyi kaybedecekken ona bir fırsat vermeye zorlandım. Ofisime ilk geldiği günü hatırlıyorum, paçavralar içinde, araba lastiğinden yapılmış sandaletleriyle bir oğlan. Bana daha iyi bir yolu olduğunu söyledi. Onu reddettim ama fikrini geliştirmek için değil: Bir Filistinli gencin bana herhangi bir şey sunabileceğini düşünemiyordum. Bana yanıldığımı kanıtladı. Bana hayatımın fırsatını verdi. Kırk yılımızı aldı ama Profesör Hamid ve ben birlikte çalışarak hayal edebildiğimizden çok daha fazlasını başardık. O aynı zamanda benim en iyi dostum. Umarım İsrail, Filistinliler, ABD ve bütün dünya için bir ders olabiliriz." Menahem ağlıyordu. Ben de gözlerimin yaşlarla dolduğunu hissediyordum. Benim sıramdı. Mikrofona geçtim ve başladım. "... Çocukluğum bana düzenli damlaların kayaları deldiğini öğretti. Bu hayatın başına gelenler değil, senin bunlara verdiğin tepkiler olduğunu öğrendim..."
Sayfa 380 - Pegasus yayınları, Prof.Ahmet Hamid ve Prof. Menahem Şaron·Kitabı okudu
Sadece başarısız olmaya cesaret edenlerin büyük bir şey başarabileceğini biliyorum.
Sayfa 205 - Pegasus yayınları·Kitabı okudu
İnsan beyni ve vücudu keskin değişimlerden nefret eder. Eğer bir değişim yapacaksan bunu vücudun denge şartları içerisinde (homeostasis) uzun bir döneme yayarak alışkanlık haline getirerek yapmalısın.
Sayfa 216·Kitabı okudu
Eğer hayat gerçekten güzel olsaydı herkes büyük bir sevinçle uyanır ve hiç istemeyerek uyurdu; oysa durum bunun tam tersi. Arthur Schopenhauer
Yüz gibi görece küçük bir alana bu kadar çok kasın sığdırılması müthiş bir şeydi. Öyle ki kasların muazzam düzeni sayesinde birçok duygu tek bir kelimeye ihtiyaç duymadan karşı tarafa aktarılabiliyordu. Ama asıl fark edilmesi gereken kesinlikle deri tabakasıydı. Kas dokusunun görünümü tüm insanlarda benzer şekildeyse bu durumda âşık olunan, büyük hayranlık duyulan o yüzler, kas tabakasının üzerini örten ince bir deri tabakasından mı ibaretti? Bir insana olağanüstü güzelliğini veren ya da rengi nedeniyle haksızlığa uğramasına sebep olan, kalınlığı yarım milimetreden az bir deri parçası mıydı? Gönderen o ki insanları birbirinden ayıran, kasları üzerine taktıkları deri maskelerden başka bir şey değildi ve bazı insanların maskeleri gerçekten çok güzeldi.