Birden eller çoğaldı, dört tane oldular. Ayırt etmek çok kolaydı çünkü iki tanesi göğüslerimi mıncıklıyordu, iki tanesi de alt tarafta külodumun arasından cinsel organıma sürtünüyor ve kalçamı okşuyordu.
Kulağıma ayak sesleri ve fısıldaşmalar geldi. Sonra iki el pantalonumu indirdi, boğazlı kazağımı ve sutyenimi çıkarttı. G- string'im, jartiyerli çoraplarım ve sivri topuklu çizmelerimle kalmıştım. Gözüm bağlı ve çıplak halimi gözümde canlandırmaya çalıştım. Yüzümde yalnızca kırmızı ruj sürülmüş dudaklarımı görüyordum, o dudaklar ki biraz sonra, onlara ait bir şeylerin tadına bakacaklardı.
"Em beni or*spu!" diye fısıldadı.
Utancımı göz ardı ettim, fırlatıp attım ve bana söyleneni yaptım. Erkeklik organının sertleştiğini ve büyüdüğünü hissettim, koltuk altlarımdan tutup yatağa doğru kaldırdı.
Beni korunmasız bir bebek gibi üstüne çıkarttı ve aletini henüz tam açılmamış ve yeterince ıslanmamış cinsel organıma doğru yönlendirdi.
"Sana acı çektirmek istiyorum. Hadi, bağırmaya başla, canını yaktığımı hissettir bana".
Üzerine çıktım ve aletinin bedenimin merkezine doğru yol almasını bekledim. Canım biraz acıdı, ama öyle dayanılamayacak gibi değildi. İçimde olduğunu hissetmek, sandığım gibi beni alt üst edecek kadar kışkırtıcı değildi, aslında tam tersiydi. İçimdeki organı canımı yakıyordu ve sıkıntı veriyordu. Ama ona o şekilde takılı kalmak zorundaydım.
Tüm bu geçen aylar boyunca arzudan paramparça olmuştum, öfkemi kendimden çıkarırcasına, binlerce kez hazza ulaşarak kendime dokunmuştum. Arzu, ders saatlerinde bile bana egemen oluyordu. Böyle zamanlarda, kimsenin bana bakmadığından emin olduktan sonra, "Gizem"i sıranın demir kenarına dayıyor, bedenimle hafifçe bastırıyordum.