Pek çok büyük sanatçı bu hassas antenleri en başta sanat yaratmak için değil, kendilerini korumak için geliştirir. Kendilerini korumak zorundadırlar çünkü her şey onlara daha yoğun acı verir.
Ben harekete inanıyorum. O gamsız balona, dünyaya inanıyorum. Gece yarısına ve öğle vaktine inanıyorum. Peki başka neye inanıyorum? Bazen her şeye. Bazen hiçbir şeye. Bir göletin üzerinde dalgalanan ışık gibi hızla değişiyor. Günün birinde hepimizin kaybedeceği hayata inanıyorum.
Dünyanın bize cenneti yaşatması gerektiği konusundaki beklentimiz yüzünden dünyada kendimizi cehennemdeymiş gibi hissediyoruz. Dünya, dünyadır. Cehennemse, cehennem.