İçimde özlemini çektiğim şey arzulardan ziyade, arzulama arzusuydu; daha güçlü, daha bağımsız, daha tutkulu, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama, belki de acı çekme ihtiyacıydı.
Genel olarak Zülfü Livaneli'nin kitaplarını çok beğenen bir okuyucuyum. Okuduğum hemen hemen her kitabından sonra müthiş bir merak duygusuyla, "acaba böyle bir olay yaşanmış olabilir mi ?" sorusuyla karşı karşıya kalıp kitaptaki karakterleri olay örgüsünü araştırırken buluyorum kendimi. Kardeşimin Hikâyesi romanını da bitirdikten hemen sonra yine merakıma yenik düşüp bir araştırma yaptım. Gerçekte böyle bir gazeteci var mı, Çatalca Mahkemesinde böyle bir duruşma yapılmış mı vs vs... gibi. Tahmin edileceği üzere yine bir sonuç elde edemedim ve bir kez daha Zülfü Livaneli'nin hayal dünyasına hayran kaldım. 2013'ün en çok okunan romanı olması bende daha fazla bir okuma merakı uyandırırken, bir taraftan da bu kitabı bu kadar geç farketmiş olmama hayıflandım. Geç de olsa okuyup kitaplığımda ki yerini almış olmasından dolayı son derece memnunum. Baştan sona bir solukta okuyabileceğiniz harika bir Zülfü Livaneli romanı.