İşte, görülüyor ki, bütün fenalıkların asıl sebebi bir tanedir. Bu sebep, «ecnebî kanun ve müesseseleri kabul ve ithal ettiğimiz takdirde yenilik ve terakkiye mazhar olacağımıza inanmak» hatasıdır.
Zaten başka türlü de olamazdı. Çünkü Kanun-u Esâsî'yi tertip ve vaz'edenler, memleketi aslâ nazar-ı itibara almamışlar, hafızalarında nasılsa kalabilmiş bazı dağınık malûmat ve nazariyâtın memlekete saadet temin edeceği kuruntusuna düşmüşlerdi
Bu Kanun-u Esâsî büyük bir hatâdır. Memleketin siyâsî ve içtimâi durumu, hâlet-i ruhiyesi, inanç ve gelenekleri ile asla uyuşamaz. Hattâ Osmanlı millî varlığı için ciddî bir tehlike halini almıştır.
Milliyetçilik, bu emperyalist amacın en önemli silahıdır. İslam dünyasını Batı işgali karşısında donanımsız bırakmak ve parçalayarak kolayca işgal etmek isteyen emperyalistler, milliyetçiliği önce laiklik ve modernizmin yayılmasında ardından da sosyalizmin kitlelere yayılmasında, bir at ya da bir kamuflaj olarak kullandılar.
Milliyetçilik, kendi ırkına ait olduğunu sandığı değerleri sevmeye; kendi ırkına ait olmadığını düşündüğü değerlerden nefret etmeye dayanır. Akla değil; hislere seslenir ; bencil duyguları harekete geçirir. Çekici Bir günah gibi dikkat çeker, çoğu zaman sorgulanmadan kabullenilir. bu nedenle hızla yayılır