Aynada makasla bıyığını sünneti şerifeye uygun olarak düzeltirken uykunun bir uyanış ve düşlerin de gerçeğin ta kendisi olduğu fikri kafasını meşgul etmeye başlamıştı.
Yatsıya doğru Kubelikin tercümesini bitirmiş Uzun İhsan Efendi Rendekârın bu fikri üzerinde derin düşünceler daldı. Düşünüyor olmasından kendisinin varlığı açık ve seçik olarak çıkıyordu.Fakat bu yolla insan kendisinden başka hiç bir şeyin varlığını ispatlayamazdı.
Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya'nın kendisini hiç görebilir mi?
Gelmememin bir vakti yoktur. İnsan coşkuyla beklerken ne kadar zaman geçerse,o büyük günün yaklaştığına o kadar inanır. Bir yıl mı geçmiş? Ne yapalım,dersiniz, hazırlanması en az bir yıl sürerdi zaten... İki yıl mı geçmiş? Gelmesinin eli kulağındadır...