"Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe. Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi. Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, derdi. Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak."
"Bir tesellim var ama. Sizin rahat uyumuş olmanız, gerçi bu 'tuhaf' mış, gerçi daha dün 'altüst olma' haline bürünmüşsünüz, ama yine de rahat uyumuşsunuz. O zaman uyku geceleyin beni terk ettiğinde nereye gittiğini biliyorum artık ve buna razıyım. Hem zaten isyan etmek aptallık olurdu, uyku en masum varlıktır, uykusuz insansa en suçlusu."