On yedinci asrın nihayetine doğru İngiltere’de , tenha bir bahçenin sessiz bir köşesinde münferit bir elma ağacı vardı. Bir gün bu ağacın altında dalgın ve mütefekkir bir adam yatıyordu. Ağacın üstünden bu adamın ayaklarına bir elma düştü .
Ömer Seyfettin
Harem
Bilge, neden Hikmet’i yalnız bıraktın? Albayım , sen niye Hikmet’i tutmadın? …
Oğuz Atay yapmış yine yapacağını.. Tutunamayanlardan sonra hiç kopmadan tehlikeli oyunlara başladım. İyiki de başlamışım . Tutunamayanları yarıda bırakan o kadar çok insan varki , yanlış yapıyorsunuz . Oğuz Atay dünyası diye bir şey var . Ya onun içine girip , onun dünyasıyla altüst oluyorsunuz. Ya da o dünyanın içine hiç giremiyorsunuz.