Şüphesiz ki insan Rabbine karşı nankördür (Adiyat 6)
Hasan el Basrī rahimehullah bu ayet hakkında şöyle dedi;
Nankör: musibetleri sayan ve nimetleri unutan kimsedir.
Danışan dağlar aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış’’ sözünde anlatıldığı gibi: Kur’an’a danışmadan ve onun rehberliğine başvurmadan, kulluk alanında tek bir doğru adım bile atmak, neredeyse imkânsızdır. Nitekim bu konuda iddia sahibi olan her kavimden ve dinden tasavvufçuların,
Hıristiyan ruhbanların, Hind fakirlerinin ve dahi kendilerine İslam tasavvufçusu diyenlerin nasıl düz yolda şaştıklarını açık olarak görmekteyiz.
Adil kimse, Allah'a itaat ederek, amel eden kimsedir. İnsanların, Allah'a itaat ederek amel ettiğini gördükleri kimse adil, bunun aksine hareket eden kimse de adil değildir.
'Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eyleyen Allah'a mahsustur. Böyle iken, inkar edenler, Rablarına başka şeyleri denk tutuyorlar."
Övgü o Allah'a özgüdür. O'nun nimetlerinden birinin şükrünü yerine getirmek, yine O'nun başka bir nimeti ile mümkündür.
Bu nimet de önceki nimetlerine şükreden kimseye yeni bir nimetin verilmesini sağlar. İnsanın bu nimet dolayısıyla da Allah'a şükretmesi gerekir.