İmâm Şâfiî'nin Er Risâle -İslâm Hukukunun Kaynakları- alt başlığıyla yayınlanmış bu eser, fakihler tarafından hüküm çıkarılırken göz önünde tutulması gereken metod ve kâideleri ihtiva ediyor... İmâm Şâfiî İsticvâb şeklinde, fevkalâde cedelci bir üslûbla, teferruata inerek usul meselelerini ele almış, kendi görüşüne uyanları müdafaa etmiş, muarız olduğu düşünce ve telâkkileri çürütmeye çalışmış... İmâm Şâfiî'den evvel de fıkıh usûlüne âit kâideler dağınık da olsa mevcut olmakla beraber, İmâm Şâfiî, bunları tenkid, tahlîl ve terkib süzgecinden geçirmiş ve kendi görüşlerini de katarak katarak Fıkıh Usûlü ilminde bir ilk olarak tedvin etmiş... Edille-i Şeriyye olarak Ehl-i Sünnetin 4 esas kabulüne nisbetle (Kur'ân, Sünnet, İcma-ı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha) ele aldığı meselelere, (Kur'ân'ın hususiyetlerinden tutunda, Sünnetin değeri, nasih-mensuh kavramlarını izâh edişi, Zekât, Hac, Kadınların iddetleri, Yenilmesi haram olan yiyecek ve içeceklerden, Allah'ın kitabında Peygamberinin Sünnetine uymayı farz kılışına kadar) el atmış; ayrıca haber-i vahid, İcma', Kıyas, İçtihad, İstihsan, İhtilâf, Mirasla ilgili ihtilâf, Sahabîlerin görüşleri ve icma' ve kıyasın yeri ve rolü konusunda teferratlı malûmat vermiş... Kıldan ice kılıçtan keskin Şeriat'ın hukuk anlayışını böylesine mükemmel bir şekilde izâh ve ispat tabiî ki İmâm Şâfiîye (rahmetullahi aleyh) yakışır... İslâm hukuku meraklılarına hararetle tavsiye olunur...
Elimize ulaşan ilk usul eseridir. Her ne kadar sistematik açıdan okuyucunun anlamakta zorlanacağı yerler olsa da, ehli hadisin temel görüşleri delilleriyle zikredilmiştir. Bir cok konu İmam Şafii'nin muhalif ile diyaloğu içerisinde geçmektedir. Kimi alimler bu muhalifin Imam Muhammed olduğunu zikrederler. Usule dair okuma yapmak isteyenlerin kitaba müracaat etmeden önce daha kolay anlaşılır kitapları okuyarak temel bilgi edinmeleri faydalı olacaktır. Allah Ulemadan razı olsun.
Hârikulâde bir eser... Kitabın sadece fıkıh usulu dair olduğunu söylemek cahillik olur. Kitap fıkıh usulunun yanı sıra hadis, ahlak, cihad, münazara ve muâmelât konularında da engin bilgiler ihtiva etmektedir. İki kapağın arasına bu kadar bilgiyi sığdırmak büyük maharet ve ondan da büyük bir akıl gerektirir. Bir kez daha görmüş olduk ki: İmam Şafiî rahimehullah' ın namı boşuna değil, günümüze kadar saygı duyulan ve hâlâ sözü edilen bir otorite olması da tesadüf değildir. İmam rahimehullah hayâ etmese bütün ilmi bu kitaba sığdıracaktı herhalde... İslami olarak bir ilim iddia eden veya meseleler hakkında muteber fikirler beyan etmek isteyen kişinin mutlaka bu kitabı okuması gerekir aksi takdirde ilim iddiası nâkıs kalır. Günümüzün ilahıyat profesörü, tarikat şeyhi, bilmem ne hocası gibi beş para etmez şarlatanları bırakıp asıllara, Şafiî gibi gerçek adamlara dönmenin vakti geldi de geçiyor dostlar. Ne varsa onlarda var. İlmin lezzeti, tadı bu kitaplarda, bu adamlarda... Gafil kalan kendi nefsini kınasın...
İslam hukuk usülüne dair elimize ulaşan bu ilk metin esasında dönemin yaygın anlayışına bir tepki olarak yazıldığından İmam Şafii mevcut usüle karşı geliştirdiği sistemi bir muarızı ile karşılıklı soru-cevap şeklinde aktarmaktadır. Fıkıh usülüne dair herhangi bir okuması olmayan birisinin İmam Şafii’nin bu eserini okuyarak sistemini anlamaya çalışması güç olacaktır. Ancak alan ile ilgili bilgiye sahip bir kimsenin mutlaka okuması gereken bir kitap. İmam Şafii temelde Kuran=Sünnet eşitliği üzerine kurduğu sistemini detaylı ve örnekler sunarak açıklamaktadır. Çeviri mükemmel sayılmaz ama elimizde bulunması hasebiyle okumaya değer.
Er-Risâleİmam Şafii · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2012102 okunma
Hukuk ya da İlahiyat alanında bilginiz yoksa kitabı anlamakta zorlanabilirsiniz. Fıkıh Usulü alanında yazılmış bir kitap olduğu için alanla ilgisi olanların okuması gereken bir kitap.
genel itibariyle ayet ve hadisler üzerinde iki kişi arasında geçen olay ve soru üzerinde sohbet tarzında konular üzerinden ayrıntısına kadar akla gelecek soruların cevaplandırılmasıyla kitabın içeriği işlenmiştir.
Er-Risâleİmam Şafii · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 2012102 okunma
Hicrî 150/Miladî 767 yılında Filistin'in Gazze şehrinde doğdu. Babası İdris bir iş için Gazze'ye gitmiş, orada iken vefat etmişti. Dedelerinden biri olan Şafiî İbn es-Sâib'e nisbeten Şafiî olarak bilinir. Soyu Kureyş kabilesinden Abd-i Menâf'ta Hz. Peygamber'in soyuyla birleşir.
Henüz küçük yaşta iken babasını kaybeder. Fakir bir şekilde yaşayan annesi, oğlunu alıp Mekke'ye gitmeğe karar verir. Mekke'de, daha küçük yaşta kendisini ilme veren İmam Şafiî, yedi yaşında Kur'ân-ı Kerim'i; on yaşında da İmam Mâlik'in el-Muvatta' adlı hadis kitabını ezberlemiş ve on beş yaşına geldiğinde, fetva verebilecek bir seviyeye ulaşmıştı.
Bundan sonra yirmi yıla yakın bir süre çölde, Huzeyl kabilesi içinde yaşayarak fasih Arapça'yı ve câhiliye şiirlerini öğrendi. Hatta Asmaî, onun hakkında; "Huzayl'in şiirlerini Kureyş'ten Muhammed b. İdris denen bir genç ile düzelttim" demiştir. Böylece edip ve Arapçada söz sahibi olmuştur.
Akabinde birçok alimden hadis okudu. Mekke valisinin bir tavsiye mektubu ile Medine'ye gitti. Burada İmam Mâlik'e el-Muvatta adlı eserinin tamamını arzetti. Daha sonra tamamen fıkha yönelerek İmam Mâlik'ten Hicaz fıkhını öğrendi. Şafiî'nin eşsiz kavrayış ve üstün zekâsını müşahede eden İmam Mâlik, ona şu anlamlı tavsiyede bulundu: "Muhammed! Allah'tan kork, günahtan sakın; çünkü ben senin büyük bir şahsiyet olacağını ümid ediyorum. Gönlüne Allah'ın koymuş olduğu bu nuru günahla söndürme."
Medine'de İmam Mâlik'ten fıkıh ve hadis ilmi aldı. Süfyan b. Uyeyne'den, Fudayl b. İyâz ve amcası Muhammed b. Şâfi' ve diğerlerinden hadis rivayet etti.
İmam Şâfiî, bu arada çalışmak zorunda olduğu için bir süre Yemen'e gitti. Yemen kâdısı Mus'ab b. Abdillah el-Kureşî orada kendisine resmî bir iş bulmuştu. Bu arada, Halîfe Hârun er-Raşîd Hz. Ali taraftarlarının bir harekâtından korkuyordu. Yemen tarafından yakalanıp getirilen Şiîler arasında -Şiî olmadığı halde- Şâfiî de Medîne'de Halîfe'nin huzuruna çıkarıldı. Suçsuzluğu anlaşılınca Halife onu serbest bıraktırdı ve maddî yardımda bulundu. Sonra H.183 ve 195'te Bağdat'a gitti. Orada Muhammed b. Hasan eş-Şeybânî'den Irak fakihlerinin kitaplarını okudu. Onunla fikir alış verişinde bulundu.
İmam Şâfiî bundan sonra H. 187'de Mekke'de ve 195'te Bağdat'ta İmam Ahmed b. Hanbel (Ö. 241/855) ile buluştu. Ondan Hanbelî fıkhını ve usulünü, Kur'an'ın nâsih ve mensuhunu öğrendi. Bağdad'ta onun eski mezhebinin esaslarını ihtiva eden "el-Hucce" adlı eserini yazdı. Sonra H. 200'de görüşlerinin en çok yaygınlaşacağı Mısır'a gitti. 204/819'da Receb'in son cuma günü Mısır'da vefat etti ve orada defnedildi.