“Tarih yazmak, tarih yapmak kasar mühimdir, yazan yapana sağdık kalmazsa, değişmeyen hakikat insanı şaşırtacak bşr mahiyet alır.”
İşte Atatürk çok sevdiği ve bağrından çıktığı Türk ulusunun tarihine böylece en yüksek önemi verdi. O’nun uygar niteliklerinden, büyük askeri hareketlerinden gurur duydu. Fakat aynı zamansa sa hatalı taraflarını bir ders olarak kabul etti. Atatürk ulusunu şimdisinde ve geçmişinde gerçek çehresi ile tanımak ve tanıtmak istemiştir. Hiçbir zaman diğer kavim ve ulusları küçümsemek durumuna girmemiştir.
Kıymetli Türk talebeleri!
Size ilk hitabım olacak bir cümle düşündüm. Onu tespit için büyük bir üniversite profesörünün sözlerini anmaktan daha güzel bir cümle bulamadım. O cümle şudur: “Ben, hoca olarak sizin taze, temiz dimağlarınızdan çıkacak bilgi aydınlıkları karşısında, hocalık ödevimi yapabilirim.” Onun için, beraber çalışmamızda hareket noktasın benim için ve sizin için, bu olmalıdır. İlim arkadaşı olarak ilim yolunda beraber yürüyeceğiz. Sizin bu yolda yüksek amaca varmanızda, bütün varlığımla yardıma çalışacağım. Bundan emin olarak çalışmanızı beklerim.
Ders bitmiştir.