Tabiatın hiçbir zaman,
hiçbir durumda bize tabi olmadığını,
onu hayalimizde kurduğumuz gibi değil, gerçekte olduğu gibi kabul etmemiz gerektiğini asla akıldan çıkarmamalıyız.
20. Yüzyılın en önemli yazarlarından birisi olan Cengiz Aytmatov insanın toprakla kurduğu ilişkiyi başarıyla okurlarına aktaran yazarlardan.
Kırgızistan doğumlu olan olan yazarın hayat hikayesini öğrendiğimde yaşadıklarının izlerini okumuş gibi olduğumu anladım.
Kızgız kültürünü, coğrafyasını, insanlarını, toplumsal yapısını çok akıcı bir dil ile aktarmış, sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım, bir solukta okuyup bitirdim.
Hikayeyi ana karakter Tolganay’ın ağzından dinliyoruz, “ben tipi anlatıcı” olmasının etkisiyle belki de çok içselleştirerek okudum ben , hatta zaman zaman gözlerimin dolmasına engel olamadım.
Roman ikinci dünya savaşı yıllarında geçiyor, savaşın yıkıcı etkisinin Kızgız insanları üzerindeki etkisini okuyoruz, onların toprakla bağlarına şahit oluyoruz, toprakla beraber mutlu olduklarını, toprakla üzüldüklerini, toprağı hissettiklerini, köklendiklerini hissediyoruz.
Çok etkilendiğim, o bağı çok güçlü hissettiğim bir Romandı.
Keyifli okumalar :)
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202277,8bin okunma
Ey gökyüzünde parlayan güneş, sen bütün küreyi dolaşıyorsun, onlara sen anlat!
Ey yağmur bulutu, dünyanın üzerine sağnak sağnak boşal, her damlan bir konuşmacı olsun da, onlara sen anlat!
Ey besleyici Toprak Ana, hepimizi bağrına basan sensin. Onlarla sen konuş Toprak Ana, insanlara sen anlat!
-Hayır Tolgonay, onlarla sen konuşmalısın. Sen kadınsın. Sen her şeyin üstündesin, daha bilgesin. Bir insansın sen! Onlara sen anlat!