Nisanur Atam

Nisanur Atam
@_Nisannur
Puan vermedi·264 syf.··
2025 3. kitabı
Feyza Altun bütün eserlerini okuduğum ve severek takip ettiğim bir yazar.Açık ara farkla en iyi kitabıydı diyebilirim.Her kadının,daha doğrusu her insanın okuması gerektiğini düşündüğüm bir eser.Özellikle hemcinlerime şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı.Günlük hayatta maruz kaldığımız baskıları,toplumun kadınlara ikiyüzlü bakış açısını ve hukuk sisteminde kadına yönelik negatif ayrımcılığı çok net bir şekilde gözler önüne seriyor.Özellikle KADININ YASAYLA İMTİHANI bölümünde duygularımı kontrol etmekte epey zorlandım.Bu bölümde okuduklarım bende hüzün,şaşkınlık ve büyük bir öfke uyandırdı.Olur mu canım öyle şey dediğimiz her şeyin yasaya dayandırılarak uygulandığı görmek müthiş bir hayal kırıklığına uğramama sebep oldu.Kadınlar olarak bu açıkları okumalı ve bize büyük bir gururla, mağdur olsanız dahi dimdik karşınızda duruyoruz,diyen bu sisteme başkaldırmalıyız.Umarım hepiniz okursunuz.
Kadının FenniFeyza Altun · İnkılap · 20151,155 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Nisanur Atam

, bir kitap okudu
Puan vermedi·264 syf.··
2025 3. kitabı
Feyza Altun
8.2/10 · 1.155 okunma
Biz kadınız, bilmeden seviyoruz bu kedileri Seviyoruz, bir sevilme içgüdüsüyle Bu bizim yüzümüzde ufacık çizgiler oluyor - acaba? Evet, çok değil konuşurken düzeltiyoruz Orayı burayı topluyoruz, yeriyse çocuklarımızı öpüyoruz Ama biliyorsunuz ki gene de Hepimiz, işte hepimiz Bitmenin, tükenmenin yorgunluğu içinde. Gözler mi? Tavana dikili, hayır, pencereye Yağmalar, sürgünler, yangınlar içinde Çünkü bu boşluk; tüneller, çukurlar, kapkacak ağızları Mağaralar, denizler, gökyüzleri değil de Bu boşluk, o bir türlü dolduramadığımız, o Orman, dağ, kısacası evrenle. Biz bu lavanta kokularını bilmeden taşıyoruz Biz bu tavana bilmeden eski rengine boyuyoruz Bu bizim terliklerimizde ufacık güller oluyor - acaba? Evet, çok değil, onları bilmeden hoşa gideriyoruz Sormayın, ama sormayın, bilmeden aralık tutuyoruz kapılarımızı Bilmeden bekliyoruz, bilmeden uyuyoruz sabahlara değin Kim bilir, belki de biz Tanrısıyız en olunmaz şeylerin. Bu bizim en düzenli hareketimiz: olmak Asılıp kalmışız sokak fenerlerine Asılıp kalmışız öyle, görenler bizi görüyor Görenler bizi görüyor ve gidip geliyoruz dikkatle Doğrusu, niye saklayalım, hepimiz bunu yapıyoruz
Bütün prangalar küçük zincir halkalarından oluşur.Her geçen gün zincire eklenen halkaları göremeyen,olaylara bütün olarak bakmak yerine "küçük"şeylerin abartıldığını düşünen insanlar,o zincir boyunlarına açılmamak üzere dolandığı gün anlayacak özgürlüklerinin nasıl yavaş yavaş alındığını.En kötü olan da ne biliyor musunuz?Halkaları tek tek kendi elleriniz ile yerleştirdiğinizin farkına varamayacaksınız.Sizin bugün çıkaramadığınız ses,ilerde çocuklarınıza acı acı çığlıklar attırıcak…
I. Abdülhamit sarayının eski silahşorlarından bir Arnavut mebusu, hiç sıkılmadan bana, diyecekti ki: “Sefir Hazretleri, bizim aramızda satılık olmayan tek kişi yoktur. Kimimiz Sırp uşağıyız, kimimiz İtalyan kölesi. Hangi taraf fazla verirse oraya kapılanırız. Ama şimdi müzayede devri bitti artık. Şimdi, kralımızdan jandarma çavuşuna kadar hepimiz ‘makarnacıların’ emrindeyiz.” Churchill II. Dünya Savaşı esnasında başbakanlık koltuğuna geçer geçmez devlet radyosundan: “Size yalnız kan, yalnız alın teri vadediyorum!” diyordu. Yahya Kemal, ilk defa Ankara’ya geldiği gün, oturduğu hanın penceresinden huşu ve mülham suretle bakıp, “Hey mübarek kuşlar!”demiş;”Biz buraya milletin emri ile gelmiş bulunuyoruz.Ya siz ne halt ettiniz de dünyanın nice güzel yerleri varken bu çölün üstüne üşüştünüz?”