Kozmosa gül dikmek imkânsız mıdır?
Eğer ben kozmos olsaydım, uzaydaki gökkuşağı bulutları olan nebulalar, gül fidelerim dikeceğim toprak olurdu.
Toprak, yeryüzü cesetlerinin üzerini örterdi.
Bulut, gökyüzünün mezarlığıydı.
O hâlde ikisine de çiçek ekebilirdik.
Dünya, içinde ateşler yanan bir kar küresine benziyordu. Küreyi çevirdiğinde içeriden ateşin sesi yükseliyor, tersi çevirdiğindeyse yanan ateşlerin üstüne buz gibi sular dökülüyordu. Ateş ve su birbirine karışıyor, fakat ne ateş sönüyor ne de su buhar olup yok oluyordu.
"Sana dünyaları veririm. Sadece basitçe istemen yeterli. Burada kalmak ve bir daha çalışmamak mı istiyorsun?" Bu sefer kulağımın altına bir öpücük daha kondurdu. "Tamam."
"Dünyanın alev aldığını izlemek mi istiyorsun?"
"Tahmin edeyim, ateşe mi verirsin?" diye sordum.
Güldü. Bu ses içimin titremesine sebep oldu. "Hayır, sevgilim. Kibriti eline verip arkanda beklerim ve küllerin kraliçesine dönüşmeni izlerim."
"Her şey kasvetli bir hâl almaya başladığında bu durumların geçici olduğunu hatırla. Senin değerini, içinde bulunduğun durumlar belirlemez. Değerini belirleyen, her şey yanıp bittiğinde küllerinden nasıl doğduğundur."