Su

Su
@_Nymph_
Bırak gitsin. Bırak git. Yeniden doğuyorum. Küllerimden değil; maviliğimden yeniden doğuyorum.
Bilgisayar
Üniversite
1 Şubat 2005
63 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Yan, dedim içime; sen yan! Bırak herkes nefes alsın, sen yan. Sen, dayan. Sana yazılmış şiirler vardı bu ömürde. Sadece senin için çalınan şarkılar. Gözlerinin derinliğini anlatabilmek için deniz koymuşlardı mavi suların adını. Ve ne kadar ulaşılmaz olduğunu anlatabilmek için bana, gökyüzü demişlerdi Tanrı'nın insanları çaresiz bir hayal kırıklığıyla izlediği arşa. Ama sen sevgilim, sen sonsuz bir ihanetin çanlarını kulaklarıma bir masal gibi fısıldarken ben, biriktirdiğim kelimelerden bütün evlatlarını kaybetmiş bir annenin serzenişi gibi ağıtlar yazmıştım. Gözlerim kör oldu ihaneti gördüğüm yerde. Kulaklarım sağır oldu yalanlarını dinlerken. Yine de sesim, bütün dünyayı ayağa kaldıran bir çığlık olmayı bastıramadı: O gece, hava her zamankinden daha karanlık olduğunda; ben seni kaybederken.
Reklam
Teker teker çıktılar odadan. Sanki beni yalnız bırakmak için değil, beni benimle bırakmak için... Camdaki görüntüde şeytani yansımamla göz göze geldim. Hiçbir şeye ihtiyaçları yok artık değil mi, beni mahvetmek için bir ayna tutmaları yeterli. Artık biliyordum, bedelini ödemediğim bir gülümseme dahi kalmamıştı elimde. Ödemeye devam ettim. Gecenin bir yarısı uyanıp karşısına dikildiğim aynaların yansımasında her defasında yalnızca kendi hayatıma sapladığım bıçağın izini, bir çocuğun vicdanını yitirmiş katilinin kirli gözyaşlarını izlemiştim. Çocukları öldürenlerin hiçbir masum yanı kalmıyordu, bunu da o gece öğrenmiştim. Bir an için düşündüm; gerçekten mezarlarını kendi tırnaklarımla kazıp kendi ellerimle toprak atsam kanlarından temizleyebilir miydim? Cevabı biliyordum. Ellerimi kana bulamamıştım, döktüğüm her damla kanın içinde boğulmuş ve o cehennem kapılarından ağlayarak giren küçük kız çocuğu gibi şeytanı alt ederek,kanların içinden bir iblis olarak doğmuştum. Yaktığım köprülerin aydınlattığı karanlık gökyüzü, içime doğan tafta gibi bütün benliğimi ateşe sermiş, üzerinde çıplak ayaklarımla yürürken herkesle birlikte önce kendimi küle çevirmiştim. Görme yetisini kaybetmiş ve tüm insanların zihninden silinmiş bir soyutluğun dibinde çırpınıyordum. Zihnim uçsuz bucaksız bir karanlığa hapsolmuş, ellerimin yokladığı duvarlar teker teker üzerime yığılmıştı. Seslendiğim herkes kulağını kapamış, düşe kalka karşısına dikildiğim herkes yolunu değiştirmeye başlamıştı.
Savaş bitmişti. Ben kazanmıştım. Ama geriye hiçbir şey de kalmamıştı. Cephaneme el koymuşlardı. Saflarım tükenmiş, ordumu yerle bir etmişlerdi. Bana kazanmanın aslında daimî bir kayıp olduğunu göstermişlerdi. Ben artık biliyordum ki barış bayrağının renginin beyaz olmasının bir anlamı vardı. En küçük kusuru dahi affetmeyen bu renk, benim barut kadar kararmış kaderimi sarmalayan isli parmaklarımın arasında zaferin çanlarını değil, kıyametin sûrunu üfleyebilirdi ancak. Ben Maya Efnan'dım. Tek bir bakışıyla ortalığı kasıp kavuran kız. Dünyayı ateşe veren kızdım ben. Ölüme meydan okuyan kız. Şimdi çırılçıplak ve öksüz bırakılmış bir ruhun enkazında benliğini kaybetmiş, içi boş bir zaferin yükü altında paramparça edilmiştim. Hayatım boyunca ilk defa, bütün sevdiklerimden vazgeçmiştim
"Peki sen, babacığım. Hem de annemin katiline bu kadar yaklaşmışken, uğrunda herkese ihanet ettiğin aşkına sadık kalıp vazgeçecek misin yoksa bir kez daha gücü seçip onunla evlenecek misin?" İkisini daha çok yaklaştırarak bir adım geriye çıktım. "Ölümsüz olduğunuzu mu sanıyorsunuz? Cehennem için fazla mı iyisiniz? Cenneti terk ederken benden daha mı çaresizdiniz?" Ellerimi serbest bırakarak, gökyüzünün gece mavisi manzarasını şimşeklerin sahnelediği bir oyuna açtım. Gökyüzü parlamaya başlamış, esen bir rüzgâr herkesin eteklerini kötü bir haberin uyarıcısı gibi silkmeye başlamıştı. "Sizi hayal kırıklığına uğratmaktan onur duyarak söylüyorum, bu üzerinde titrediğiniz, size cehennem kapılarını aralayan sırat köprüsünün kendisi."
Seni özledim, Kumral. Senin sevdiğin o kız olmayı özledim. Ama artık yapamam. Senden kurtulmadığım sürece kendime veda edemem. Kendime veda edemezsem yaptığım o şeylerle baş edemem, elimdeki kanın kokusunu alarak, her gece kendime tekrar tekrar yenilemem. Çoğu insan, dünyanın sonunu kötülüğün getireceğine inansa da benim sonumu yaptığım iyilikler getirmişti. Göz göre göre gittiğim tüm çıkmaz sokaklarda ben kendi hayal kırıklarımla yüzleşmiş, ruhumu taşıyamayan ayak bileklerimi kendi hayallerimin cam kırıklarıyla kesmiştim. Kan dağıldı, ciğerlerimi kapatacak kadar taştı bedenimde, nefes alacak yerim kalmadı çektiğim acıların ardında ve en sonunda kendi vicdan azabımda can verdim. "Biz birbirimizi defalarca kez öldürebiliriz ama kurtaramayız, Fetih." Aralık kalan dudaklarımı kapatmak uğruna bir nefes alıp bakışlarımı serbest bıraktım. "Vazgeç," dedim içtenlikle. "Pes et."
Reklam