Su

Su
@_Nymph_
Bırak gitsin. Bırak git. Yeniden doğuyorum. Küllerimden değil; maviliğimden yeniden doğuyorum.
Bilgisayar
Üniversite
1 Şubat 2005
63 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Ben Maya Efnan'dım; başında görünmez bir taçla dünyaya gelen en büyük günah. Ve şimdi, kana bulanmış elleriyle kendi hayatının fişini çekerken, kanatlarını üzerinden çıkarıp sahte cennetlerin ateşinde kül oluşunu izleyen harabe... Oysa sevgilim, ateş cennete ait değildi; tıpkı senin, artık bu dünyaya ve bana olmadığın gibi.
Reklam
İçimde kopan kıyametin seslerini duyuyordum ve yükselen ateşin dumanından gözlerim sızlıyordu. Canım burnuma gelmiş ve güç, bedenimi, damarlarımda pompalanan kandan daha hızlı ele geçirmişti. Geçmişin hayatıma attığı tüm o imzaların üzerine öyle bir mühür basacaktım ki bu gece, güneş, bir daha doğmamak için sonsuz bir gecenin tekrarına sığınacak, melekler cennette can çekişecekti. Cehenneme sığınan tüm kötülük tohumları kendi dallarını kendileri ateşe atacak, gazabımın keskinliğinden kendi köklerini kurutacaklardı. Bu gece, on dokuz yıl önce bedenime ektikleri tohum, bütün yeraltı dünyasına köklerini salacak ve hepsinin yıkımını getirecek o depreme neden olacaktı. Bir savaşa, yalnızca kopacak bir kıyamet son verirdi. Üzerime attıkları topraktan çıkarken işittim o sesin figanını... Birbirine girmiş, birbirine sığmayan onlarca insana, yaşamama izin vermedikleri bu hayatın üzerine kıyametin sûrunu üfleyecektim.
"Bırak artık öldüm." "Bırakmam. Böylece yok olmana izin vereceğimi mi sanıyorsun? Kendini kaybetmeyeceksin!" "Attığın naralar buraya kadardı. Bitti artık diyorum, bitti! Hepinizin istediği o kız olduğumu hissediyorum. Kendimi kaybettim belki ama daha iyisini bulduğumu hissediyorum. Bak damarlarımda artık bir kurbanın değil, bir katilin kanı akıyor. Bir katilin gözlerine bakıyorsun. Ellerimde kanın kokusu var, kendi kanımın kokusu. Ben bir katilden daha fazlasıyım. İnsanları diri diri mezara sokan bir cehennem azabıyım. " Sakinleştirmek ister gibi yüzümü ellerinin arasında aldı. "Elini kana bulamana izin vermeyeceğim." "Ben ölümün kızıyım," dedim yavaşça. "Elimde kanla doğdum." Buna engel olamazsın, buna engel olamazlar, buna engel olamıyorum. Tutuşundun sıyrıldım. "Hadi durdur beni!" diye bağırdım kocaman bir hiçliğin tepesinden. "Hadi engel ol! Hadi kaybettiğim yerden döndür beni! Hadi kaybettiğim benliğimi bul! Hadi birleştir parçalarımı! Hadi yerle bir olmuş bu insan müsveddesini kendine getir, bir kez daha avut ruhumu!" Okyanusların taştığı zihnimde her şey kıyıya vurmuş, kalbim, ölü balıklara mezar olmuştu. Bu gece herkes, zihnimin kör rıhtımından aşağıya atlarken kendinin katili olmuştu.
O gece hava her zamankinden daha karanlıktı, üzerinde güneş parlayan ülkeme geceyi örtmüşlerdi sessizce. Öyle ansızın, öyle vakitsiz gelmişti ki gölgeler üzerime, savaşın hangi yönden estiğini bile fark edememiştim. Dört bir yandan vurmuştu fırtına, ben görme yetisini yitirmiş bir çocuk gibi yönümü kaybetmiştim. Savaşın başladığını, defalarca kez yara alıp defalarca kez kaybetmeden anlamamıştım. Şimdiyse her defasında düşerek öğrendiğim tek gerçeği sıkı sıkı tutmuştum avuçlarımın içinde. Birileri masumiyeti, parmaklarının arasında sıktığı bir kar birikintisi gibi suyunu çıkarırken ben, ziyan edenlerin karşısına çıkmak için giyindim zırhımı. Savaşın ne zaman başladığını bilmiyordum, neden başladığını bilmiyordum, ne zaman bu savaşa girdiğimi bile bilmiyordum ama hâlâ bu savaşın sürdüğünü biliyordum. Elimi, ayağımı koparıp attıklarını, kalbimi; göğüs kafesimden söküp çıkardıklarını biliyordum ama ruhumun direnişi, karşı konulmaz artçılarını sürdürmeye devam ediyordu. Savaş çoktan başlamıştı ama hâlâ kazanmak için zamanım vardı. Bu defa cehenneme girdiğimi düşünürken, elimi buz gibi soğuk bir el kavramıştı. "Güvenmesen de inan bana," dedi karamel rengi gözlerini tereddütle önce gözlerime sonra birbirine kenetlenen parmaklarımıza odaklayarak. "Buna ihtiyacın olacak." Sertçe yutkundum ve başımla bir kez onayladım. Elimde değildi, parmaklarına kenetleyememiştim ruhumu. O, daima beni benzettiği o zehirli sarmaşık gibi çevrelemişken parmaklarımı, ben sadece onun tutmasına izin veriyor ama yanı başımda duran duvara yaslanmıyordum henüz.
Hayatımı hep bir uçurumun kıyısında nitelendirmiştim ancak bu benim en büyük yanılgımdı. Ben çoktan o uçurumdan düşmüştüm sadece henüz ölmemiştim. Herkesin yanından yürüyüp geçtiği bir uçurumun dibinde, içten içe can çekişiyordum. Ve yollar, kendi zihnimin odalarında bir kez daha ikiye ayrıldı, ölümden sonra yaşam var mıydı? Bazen yaşadığım hayatın, ölümün arafına sıkışmış o kilit noktada donduğunu düşünüyordum. Şu an yaşadığım hayat benim değildi, ben ölmüştüm ama bir günahkârın hak ettiği şekilde ölümle değil, asla ölmemekle hüküm giymiştim. Ve başka bir gerçeğin yankısı uğuldadı kulaklarımda: Şeytan dünyaya sürgün edilmişti, dünyadan değil. "Ma petite," dedi. "Yalvarıyorum vazgeç. Benim için." Zihnen o kadar bitkin durumdaydım ki tüm bunları daha ne kadar taşıyabileceğimi bilmiyordum. Ancak beni içine ektiği şüphe tohumları şimdiden yeşermeye başlamışken dönmeye niyetim yoktu. Ellerini ellerimin üzerine koydum. "Özür dilerim," diye fısıldadım. "Ama kendi savaşımdan kaçmayı çok kez denedim." Elmacık kemiklerimin üzerinde titreyen gergin parmaklarını, yüzümden çektim. "Ve çok kez yenildim."
Reklam