Maya Efnan, yüzünde hüzünlü bir gülümsemeyle suyun altından gökyüzüne baktı. Ölmeden önce görmek istediği tek şeyi, gökyüzünün maviliğini aradı ama bulamadı karanlığın içinde. Daha da acıdı canı. Acıdıkça gözleri parladı. Gözleriyle birlikte, gökyüzünde mavi bir şimşek çaktı. Kız, daha çok gülümsedi. Gözlerini kapatarak, suyun yavaş yavaş ciğerlerine dolmasına izin verdi.
Adam yutkundu, kız nefesini verdi. Adamın gözleri sızladı, kızın dudağının kenarı kıvrıldı. Adamın olmayan kalbi sızladı, kız, kusurlu kalbinin yolunu kaybetti.
Adam bir uçurumun eşiğinde hissetti, kız uçurumdan düşmüş gibi. Adam gözlerini kaçırdı, kızın gözleri kurtulmak için haykırdı. Adam eldivenlerini eline geçirdi, kız dudağını kanattı ısırmaktan. Adam dudağından akan zehre baktı, kızın kurşuna ihtiyacı yoktu. Adam zaten ölmüştü, kız ölüp ölüp dirilmiş. Adam zırhını kuşandı, kız bir an bile karşı koymadı. Adam bir ateş yaktı, kız çıplak ayaklarla yürüdü üstünde. Adam eldivenlerini eline geçirdi, kız dudağını kanattı ısırmaktan. Adam dudağından akan zehre baktı, kızın kurşuna ihtiyacı yoktu. Adam zaten ölmüştü, kız ölüp ölüp dirilmiş. Adam zırhını kuşandı, kız bir an bile karşı koymadı. Adam bir ateş yaktı, kız çıplak ayaklarla yürüdü üstünde. Adam günahlarının bedelini düşündü, kız masumiyetin çoktan ziyan edildiğini. Adam kıza vazgeç der gibi baktı, kız cesaretlendirmek ister gibi gülümsedi.
Adam toprak yutmuş gibi hissetti, kız toprağın altında kalmış gibi.
Gecenin en derinliklerinden, küçük bir çocuğun çığlığı ulaştı kulaklarına. Maya Efnan'ın çocukluğu can çekişti, artık ulaşamayacakları bir yerde. Ve kurtaracak kimse kalmadığı gerçeğinin sızısı...