Su

Su
@_Nymph_
Bırak gitsin. Bırak git. Yeniden doğuyorum. Küllerimden değil; maviliğimden yeniden doğuyorum.
Bilgisayar
Üniversite
1 Şubat 2005
63 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
"Saudede..." diye mırıldandı Doruk kendini geriye doğru çekerken. Yüzümde beklediği yaşlar yoktu, zayıf bir bakış ve tamamen yorgun gözlerden ibarettim. "O da ne demek?" diye sordum. "Kaybedilenler için duyulan buruk özlem," dedi soruma cevap olarak. "Portekizce bir kelimedir. Yitirilmiş bir aşk veya gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal, bizi benzer bir hasret duygusunun içine hapseder. Şu anda sahip olamadıklarımızı, geçmişte ya da zihnimizde kurguladığımız bir gelecekte aramanın ve nasıl ulaşacağımızı bilememenin acziyle ezilmek, yine de hayal kurmaktan vazgeçmemektir. Kavuşmak istediklerimizi düşleyip tebessüm ederken, umutsuzluğun hüznüyle ağlamak istemek, demektir."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Uyu ki unut büyüyemediğini. Yaşayamadığını unut. Uyu ki görme nasıl bir dünyada yaşadığını. Uyu ki görme nasıl bir hayata mahkûm edildiğimizi. Uyu ki görme dünyanın her yanında dili, dini, ırkı ne olursa olsun çocuklara yapılanları. Şen kıkırdamaların yükseleceği bahçelerde, ölüm kokulu çığlıkları duymadan uyu. Oysa çocuklar; ölmek için, korkmak için, ağlamak için, savaşların ortasında kalmak için, annelerinin koynundan koparılmak için... Çok fazla çocuklar. "Abla?" diye mırıldandı sessizlik uzadıkça. Saçlarının arasına gizlediğim gözlerimi açmadan "Hım..." diye mırıldandım. "Benden saklamana gerek yok ki. Ben küçüğüm ama sen de öylesin." Kapalı gözlerimin ardından bir çığlık gibi kulaklarımı sızlatan sözleri, bir kelebeğin kalbi kadar masumdu ve aynı kelebeğin, günün sonunda maruz kaldığı kadar ölümcüldü. "Başımın çaresine bakabilirim bücür." Gülmeye çalışarak saçlarını karıstırdım.
On sekiz yıllık hayatım boyunca bir şeyler hissettiğim ama ne hissettiğimi dahi bilmediğim iki kişi olmuştu. Yalnızca iki kişi... Biri, sevgimi, elinin tersiyle itecek kadar ona olan açlığıma kör bir kötü ruhtu; mavi gözlerinin bile aydınlatamadığı gölgelere atılmış bir ruh. Diğeri, gözlerinde güneşten parçalar taşıyan ve tam da şu anda yapacağım şeyi bekleyen, en az benim kadar kaybolmuş kusursuz dehaydı. Zaman geçiyordu, akrep biraz daha ilerliyor yelkovan acele etmeden ona yetişmenin bir yolunu buluyordu. Akrep daha yavaş ilerlerken yelkovan her defasında onu geçiyor, yine de dakika daima akrebin yörüngesinde hareket ediyordu. Kimin önde olduğunun ya da daha hızlı olduğunun önemi yoktu.
Bazen siz susardınız bir şarkı eşlik ederdi içinizden gelenlere. Veya bir kitabın satır aralarına saklardınız benliğinizden bir cümle. Bir şiir dizesinde kaybolurdu çaresizliğin sızısı. Siz, çoğunlukla kelimelere hiçbir şey yapamazdınız ama onlar size her şeyi yapabilirdi. Özellikle mürekkebini kurumuş kan lekelerinin üzerinden bir el yazması gibi işleyen o kelimeler... Zincire vurulmuş zihinlerden kopup, prangalar vurulmuş ruhların kayıp satırları. Kelimeler... Her bir harfi derimin altına nakşetmiş paramparça edilmiş ruhuma kadar ulaşan ve ardı arkası kesilmeyen, geldikçe uzayan, bitmez bir yokuş yukarı yol olan, uçsuz bucaksız dizeler diyarına sürüklenen ve insanın kanını donduracak cümlelere dönüşen harfler dizesi.
"Seni öldüreceğim!" dedi öfkeyle. Gözleri bir yılan kadar zehirli ama hareketleri sağduyuluydu. Fetih, kolumu bırakmadan beni biraz daha arkasına çektiğinde Riva daha da öfkelendi. Doruk ve Armoni çoktan benim yanıma gelmiş, iki yanımda Riva'nın yapacağı hamleyi bekliyorlardı. O tokadı kimseye güvenerek atmamıştım, kimsenin arkasına saklanmaya da niyetim yoktu. Fetih'in parmakları arasındaki kolumu kurtarıp onu omzundan kenara doğru ittim. "Bunu çok duydum, Riva!" dedim tek nefeste. "İstersen bir de dene." Nedensizce hissettiğim bu güç, volkanik bir dağı anımsatıyordu.