Uyu ki unut büyüyemediğini. Yaşayamadığını unut. Uyu ki görme nasıl bir dünyada yaşadığını. Uyu ki görme nasıl bir hayata mahkûm edildiğimizi. Uyu ki görme dünyanın her yanında dili, dini, ırkı ne olursa olsun çocuklara yapılanları. Şen kıkırdamaların yükseleceği bahçelerde, ölüm kokulu çığlıkları duymadan uyu.
Oysa çocuklar; ölmek için, korkmak için, ağlamak için, savaşların ortasında kalmak için, annelerinin koynundan koparılmak için... Çok fazla çocuklar.
"Abla?" diye mırıldandı sessizlik uzadıkça. Saçlarının arasına gizlediğim gözlerimi açmadan "Hım..." diye mırıldandım.
"Benden saklamana gerek yok ki. Ben küçüğüm ama sen de öylesin." Kapalı gözlerimin ardından bir çığlık gibi kulaklarımı sızlatan sözleri, bir kelebeğin kalbi kadar masumdu ve aynı kelebeğin, günün sonunda maruz kaldığı kadar ölümcüldü.
"Başımın çaresine bakabilirim bücür." Gülmeye çalışarak saçlarını
karıstırdım.