"İçindeki cevheri dışarıya çıkaracağız. Sana, kendini kontrol etmeyi ve bir Soğuğun zihnine girmeyi öğreteceğim. Seni canlı tutmanın başka bir yolu yok anlaşılan."
"Seni de kontrol edeceğimden korkmuyor musun?" Hâlâ incelediğim yüzünde dudakları hafifçe yukarı kıvrıldı.
"Maya, ben korkuyu hissetmeyeli sandığından daha uzun bir zaman oldu. Ben donmuş bir yaratığım, umurumda olan tek şey güç ve bunu bana, sen vereceksin."
"Beni kullanabileceğin bir silaha dönüştüreceksin."
"Hayır, yanımda bana..." Bir süre dişlerini sıkıp kelimeleri aradı. Gözleri parıldadığında dudaklarını ıslatıp "Seni, bana yoldaş olacak bir kıvama getireceğim," dedi. "Bu halin zayıf, sürekli seni koruyamam. Bundan şikayetçi olduğum için değil, bana ait şeylere her zaman sahip çıkarım. Ama senin içinde açığa çıkmayı bekleyen bir güç var. Etrafındaki herkes sana yaralı bir kuşmuş gibi davranıyor. Sen yardıma muhtaç değilsin, seni bir yerlere çekiştirip aptalca korumak yerine savunmayı öğretmeliydiler. Kraliçe ve Yönetim senden korkuyor çünkü eşsizsin, Avcılar ve bizim akılsız kralımız da sana çocuksu bir sevgi besliyor. Ya seni öldürmek istiyorlar ya oyuncak bebekmişsin gibi davranıyorlar. Ben senin kendin olmana izin vereceğim."
Kaşlarımı şaşkınlıkla kaldırdım.
Tepkim onu eğlendirmişti.
"Yol arkadaşım," diye ekledi. İlk defa böyle uzun cümlelerle konuşuyordu. Nasıl oluyor da etrafımda bana yakın onca kişinin arasında beni anlayan, beni gerçek anlamda görebilen kişi Kumral oluyordu?